Medistate

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuklarınız İçin Sağlıklı Atıştırmalık Tarifleri

Çocuklarınız İçin Sağlıklı Atıştırmalık Tarifleri

1.    Domatesli Peynirli Zeytinli Uğur Böceği Kanepeler

Malzemeler

  • 1 Kibrit kutusu peynir
  • 1 Adet tost ekmeği
  • 2 Adet cherry domates
  • Zeytin iri 2 adet

 

Hazırlanışı

Tost ekmeği kenarları alınarak 4 parçaya bölünür. Üzerine yumuşak kıvamda bir peynir sürülerek ortasından ikiye kesilmiş cherry domates konur ve zeytin/zeytin ezmesi ile uğurböceği şekli verilerek süslenir.

 

2. Çilekli Tahıllı Yoğurt

Malzemeler

  • 160 g Çilekli Yoğurt
  • Kırılmış buz
  • 20 g Tam Tahıllı bisküvi

 

Hazırlanışı

Blender’ın içine meyveli yoğurt ile birlikte buzlar atılır. Pürüzsüz bir kıvam elde edilene kadar karıştırılır. Son olarak da önceden küçücük parçalara böldüğümüz bisküviler de bu karışıma eklenir. Tarif, 2 kişiliktir.
Arzu ederseniz çilekli yoğurt yerine farklı meyveli yoğurtları da kullanabilirsiniz.

 

 

3.   Tahin Pekmezli Meyve Salatası

Malzemeler

  • 1 adet muz
  • 7 adet taze çilek
  • 30 g Tahin Pekmez karışımı

 

Hazırlanışı

Muz ve çilekleri arzu ettiğiniz sekilde dilim dilim ya da küp küp keserek bir kaseye yerleştirin. Üzerine tahin pekmez dökerek çocuğunuz için hem kolay hem de sağlıklı atıştırmalıklar sunabilirsiniz. 
İsterseniz, çocuğunuzun sevdiği başka mevsim meyveleri ile de Tahin Pekmezli Meyve salatasını hazırlayabilirsiniz. 

 

4.   Atıştırmalık Şişler<

Malzemeler

  • 15 g küp küp kesilmiş beyaz peynir
  • 1/4 bardak üzüm
  • 6 adet kuru kayısı

 

Hazırlanışı

Küp küp kesilerek hazırlanan meyveleri ve beyaz peyniri tahta şişlere geçirin. Çocuğunuzun keyifle yiyeceği sağlıklı ve sizin için de kolay hazırlanan atıştırmalıklar sunun.
Arzu ederseniz, çocuğunuzun sevdiği başka mevsim meyveleri ile de hazırlayabilirsiniz.

 

 

5.   Fırında Elma Dilimleri

Malzemeler

  • 4-5 adet elma
  • ½ çay bardağı limon suyu
  • 1 çay kaşığı toz tarçın
  • 1 tatlı kaşığı esmer şeker

 

Hazırlanışı

Önceden yıkanmış elmaların kabuklarını soymadan ince olacak şekilde dilimleyin.
Tarifte belirtilen miktarda toz tarçın, limon suyu ve şekeri kullanarak bir karışım hazırlayın. Hazırlanan bu karışıma elmaları daldırıp; elmaların bu karışıma bulandığından emin olun. 
Fırın tepsisine pişirme kağıdını yerleştirin.
Pişirme kadığının üzerine elmaları gelişigüzel yerleştirin.
Önceden ısıtılmış 100 derecelik fırında, elma dilimlerini kuruyana kadar (yaklaşık yarım saat) tutun. 

 

6.   Taze Meyveli Buğday Gevrekli Yoğurt

Malzemeler

  • Yarım muz (küçük küpler halinde kesilmiş)
  • Yarım Elma (küçük küpler halinde kesilmiş)
  • 1 kaşık tarçın
  • 1 kaşık bal
  • 3/4 bardak yoğurt
  • 1/2 bardak gevrek
  • 1 portakal, soyulmuş ve parçalara bölünmüş

 

Hazırlanışı

Bir kase içerisine daha önceden küçük küpler şeklinde kestiğiniz muz ve elmayı koyun, ardından da 1’er kaşık tarçın ve bal ekleyin. Mini servis bardaklarına; bardağın 1/4’ü kadar sade yoğurt, 1/3’ü kadar hazırladığınız muzlu elmalı karışımdan; 2 kaşık kadar gevrek ve 2 sıra portakal koyun. Bu düzende 1-2 kere daha ekleme yapın. Bu tarif, 1 kişiliktir.

Prof.Dr.Betül Tavil

Demir Eksikliği Anemisi

Bebeklik döneminde geçirilen ağır demir eksikliği anemisinin zeka testlerinde 10 puan düşmeye yol açabileceği unutulmamalıdır. Çabuk yorulan, halsiz ve soluk görünümde olan, iştahsız ve sık hasta olan çocuklarınız da demir eksikliği anemisi akla gelmelidir.

Bebeklerinize 9-12 ay arasında, diğer yaş grupları ve adolesan dönemde ise yılda bir kez kan sayımı yapılmalıdır.

Demir Eksikliği Anemisi Nedir?

Demir eksikliği anemisi sık görülen bir anemi türüdür. Anemi alyuvarlarınız yeterli hemoglobin içermediğinde ortaya çıkabilir. Hemoglobin, vücuda oksijen taşıyan, alyuvarlarda bulunan ve demirden zengin olan protein yapısında bir moleküldür.

Demir eksikliği anemisi vücudunuzun sağlıklı alyuvar yapımı için yeterli demire sahip olmadığı durumlarda zaman içinde gelişir. Yeterli demir olmadığında, vücudunuz depoladığı demiri kullanmaya başlar. Kısa bir süre sonra depolanmış demir tüketilir. Depolanmış demir bitince vücudun ürettiği alyuvarlarda normalden daha az hemoglobin bulunur.

Demir eksikliği anemisi solukluk, halsizlik, yorgunluk gibi belirtilere neden olabilir.

Ağır demir eksikliği anemisi çocuklarda büyüme ve gelişme ile ilgili problemlere, enfeksiyona yatkınlık ve kalp sorunları gelişmesine yol açabilir.

Bebekler, küçük çocuklar ve adolesan dönemde büyüme ve gelişmenin daha hızlı olduğu dönemlerde demir eksikliği gelişme riski artmıştır.

Demir Eksikliği Anemisi Niçin Oluşur?

Çocuğun vücudunda yeterli demir bulunmaması demir eksikliği anemisi gelişmesine yol açabilir. Hızlı büyüyen bebeklerde özellikle ilk 6 aydan sonra ek gıdalara geçilmeksizin yalnız anne sütü tüketilmesi, inek sütüne bir yaşından önce başlanması ve günde 500 ml’den fazla inek sütü tüketimi demir eksikliği gelişmesine yol açabilir. İlk 6 aydan sonra demir proflaksisi kullanmamış bebeklerde demir eksikliği anemisi gelişmesi için artmış risk söz konusudur. Erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı bebekler demir eksikliği anemisi açısından daha büyük bir risk altındadırlar. Bu bebeklerin vücutlarında depolanan demir 2 ay içerisinde tüketilir. Prematüre veya düşük doğum ağırlıklı bebeklerde demir proflaksisine daha erken dönemde başlanmalıdır.

Bu nedenle 9-12 ay arasında en az bir kez kan sayımı yapılmalıdır.

Demir Eksikliği Anemisinin Bulgu ve Belirtileri Nelerdir?

Demir eksikliği anemisinin bulgu ve belirtileri durumun ağırlığına bağlıdır. Hafif-orta ağırlıktaki demir eksikliği anemisi hiçbir bulgu ve belirti vermeyebilir. Bulgu ve belirtiler çok hafif olabileceği gibi oldukça şiddetli de olabilir.

Tüm anemi çeşitlerinde en sık görülen belirti halsizlik ve yorgunluk hissidir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda anemi bulguları arasında iştahsızlık, gelişme ve büyümede yavaşlama, davranış bozuklukları, hırçınlık ve sık enfeksiyona yakalanma bulunabilir.
Demir eksikliği anemisi bulunan kişiler toprak, buz, kahve telvesi, kağıt, kireç, kül ve boya gibi yiyecek olmayan maddelere ilgi duyabilirler. Yiyecek olmayan maddeleri yeme alışkanlığına ‘PİKA’ denilmektedir. Pika’sı olan kişilerde demir ve çinko eksikliği mutlaka araştırılmalıdır.

Demir Eksikliği Anemisinin Tanısı Nasıl Konulur?

Demir eksikliği anemisinin tanısında tam kan sayımı, serum demir düzeyi, demir bağlama kapasitesi ve serum ferritin düzeyi ölçülmelidir. Serum demirinin, serum demir bağlama kapasitesine oranı olan transferrin saturasyonu ve serum ferritin düzeyi düşük bulunursa demir eksikliği ve hemoglobin de düşükse demir eksikliği anemisi tanısı konulur. Ferritin vücut demir depolarını ölçen bir testtir. Aynı zamanda akut faz reaktanı olduğu için enfeksiyon sırasında ferritin düzeyi artar. Bu nedenle demir testleri çocuğun enfeksiyonunun olmadığı bir dönemde yapılmalıdır. Ayrıca periferik yayma da bize çocuğun anemi nedeni hakkında ciddi ipuçları sunmaktadır. Demir eksikliği anemisi varsa periferik yayma incelemesinde alyuvarlar normale göre daha küçük ve soluk görünür.

Demir Eksikliği Anemisi Nasıl Tedavi Edilir?

Demir (Fe+2) içeren damla, şurup veya kapsüllerle demir eksikliği anemisinin tedavisi gerçekleştirilir. Bir yaş altında 4 mg/kg/gün ve bir yaşından sonra 6 mg/kg/gün dozunda 2 veya 3 doza bölünerek demir tedavisi başlanır. Hastanın hemoglobin düzeyi yaşa ve cinsiyetine göre normale ulaştığında, almakta olduğu demir dozu yarıya düşülerek bir ay daha demir verilir. Böylece hastanın demir depoları da doldurulur ve demir tedavisi kesilir. Demir eksikliği anemisinin tedavi süresi 2-3 aydır. Ayrıca hastanın beslenme tarzını değiştirmesi günde 500 ml’den fazla inek sütü içmemesi, demirden zengin kırmızı eti haftada en az iki kez tüketmesi önerilir.

Demir tedavisine bağlı olarak çocukların dişlerinin boyanabileceği ve gaita renginin siyaha dönebileceği konusunda aileler uyarılmalıdır. Çocukların dişlerini fırçalaması ile dişlerdeki renk değişikliklerinin düzelebileceği ve bu boyanmanın kalıcı olmadığı konusunda gerekli bilgilendirmeler yapılmalıdır. Demir tedavisi ile eş zamanlı süt ve süt ürünleri kullanılmaz. Süt ve süt ürünleri demir emilimini negatif yönde etkiler. Demir tedavisinde yarım saat önce ve iki saat sonra süt ve süt ürünlerini tüketebilir. Demir, C vitamininden zengin meyve sebzelerle birlikte verildiğinde demir emiliminin daha iyi olduğu da akılda tutulmalıdır.  

Giriş

Giriş

Medistate Kavacık Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü; deneyimli ve güler yüzlü ekibiyle en değerli varlıklarınız olan çocuklarınıza uluslararası standartlarda, güvenilir bir sağlık hizmeti sunmaktadır.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği’nde, 0- 16 yaş arası çocukların düzenli sağlık kontrolleri, aşıları, hastalık hallerinde muayeneleri, alanlarında kontrol sahibi olan sağlık uzmanları tarafından yapılmaktadır.

Yeni doğan bebeklerin ihtiyaçları doğrultusunda dizayn edilen birimleri ile üstün bir sağlık hizmeti sunan Medistate Kavacık Hastanesi, çocuk hasta muayenesi ile tetkik ve yatış işlemlerini 7 gün 24 saat karşılamaktadır.

Medistate Kavacık Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanları; Çocuk Kardiyolojisi, Çocuk Nörolojisi, Çocuk Gastroenteroloji ve Yeni doğan Yoğun Bakım Ünitesi gibi konularda destek vererek siz ailelere en kaliteli ve en doğru hizmeti sunmayı amaçlamaktadır.

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ndeprematüre doğumlar, yenidoğan solunum sıkıntısı, düşük doğum ağırlıklı bebekler tedavi ve takip edilmektedir.

Çocuk Hematolojisi'nde çocukluk çağı anemileri, nötropenileri, trombositopeni, trombositoz, kanama eğilimi, tromboz, hemoglobinopati ve çocukluk çağı lösemileri gibi hastalıkların tanı ve tedavisi yapılmaktadır. 

Çocuk Kardiolojisi’nde doğuştan var olan kalp hastalıkları veya sonradan oluşan kardiolojik sorunlarda çocuk kardioloji uzmanı tarafından muayene, ekg, holter, EKO, yapılmaktadır.

Çocuk Nörolojisi’nde epilepsi, havale, çocuk gelişimindeki gerilikler, hareket bozuklukları, kas hastalıkları, doğuştan veya sonradan oluşan beyin omurilik kas hastalıklarının tanı ve tedavisi yapılmaktadır. Uyku- Uyanıklık EEG,MRI,BBT tetkikleri gerçekleştirilmektedir.

Çocuk Gastroenteroloji’nde uzamış ishal, uzamış kabızlık,uzamış kusma, karın ağrısı, karaciğer hastalıkları, gelişim gerilikleri, yemek borusu –mide-barsak hastalıklarının tanı ve tedavisine yönelik tüm tetkikler, endoskopik girişimler uygulanmaktadır.

Çocuklarda Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu

Çocuklarda Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu

SONBAHAR MEVSİMİNDE ÇOCUKLARDA ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONUNA DİKKAT!

Kapımızda bekleyen sonbahar, hastalıkları da beraberinde getirir. Sonbahar ve kış mevsimlerinde yaygın olarak görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının  kış döneminde havanın soğuması nedeniyle daha sık görüldüğünü belirten Medistate Kavacık Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları,  “kapalı ortamların ısıtılmasıyla düşen nem oranı burun mukozasını kurutur, bu durum da kişinin üst solunum yolu enfeksiyonlarına  neden olan virüs ve/veya bakterilere daha açık hale gelmesine neden olur. Kapalı ortamlar olan okul ve kreşlerde bu tür enfeksiyonlar hızla yayılır” diyorlar.

ÇOCUKLARA HEKİM KONTROLÜ DIŞINDA ANTİBİYOTİK VERİLMEMELİ

Çocuklarda en çok gribal enfeksiyonlar başta olmak üzere bronşit, farenjit, sinüzit, orta kulak iltihabı ve zatürre görülüyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının çok büyük bir kısmı viraldir, yani antibiyotik gerektirmez, ancak çocuğun durumuna göre antibiyotik kullanımı tavsiye edilebilir. Bu karar kesinlikle bir hekim tarafından verilmeli, aile kendi insiyatifi ile antibiyotik kullanımına başlamamalıdır. Fizik muayene bulgular veya laboratuvar inceleme sonuçları bakteriyel enfeksiyonu desteklerse antibiyotiğe başlanabilir. Viral enfeksiyonlara ikincil enfeksiyonlar eklenebilir, bu durumda hekim tarafından uygun görülmesi halinde antibiyotik verilebilir.

ÇOCUKLARI ENFEKSİYONDAN KORUMANIN 6 YOLU

Çocukların enfeksiyondan korunmaları için bir takım önemli koruyucu önlemler alınabilir:

  • Bebek ve çocuklar kalabalık ortamlardan olabildiğince uzak tutulmalıdır
  • Çocukların hasta insanların olduğu ortamlara girmeleri  engellenmelidir
  • Eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalı, vücut hijyenine dikkat edilmelidir
  • Çocuğun odası ve oynadığı eşyaların hijyenine özen gösterilmeli, çocuk odası sık sık havalandırılmalıdır
  • C vitamini bakımından zengin olan besin ögelerine günlük beslenme programında yer verilmelidir
  • Çok sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklara koruma aşıları yaptırılmalıdır.
  • Evde kapalı ortamda sigara içilmemelidir

Yeni Doğan Bebek Bakımı

Yeni Doğan Bebek Bakımı

Sevgili Anne ve Baba;

Bebeğinizi kucağınıza almanıza saatler kalmış  veya bebeğiniz  gözlerinize  bakıyor olabilir. Hayatınıza katılan,  sizlere dünyanın en güzel duygularını yaşatacak bebeğinizle ilgili olarak  bazı konularda bilgi sahibi olmanızda yarar var. Özellikle de emzirme konusu çok önemli. Bir annenin bebeğine verebileceği en güzel hediyenin anne  sütü  olduğunu unutmayın. Çünkü anne  sütünün yararları saymakla bitmiyor.

Yenidoğan Muayenesi

Hastanemizde doğan her bebek,  çocuk doktorlarımız tarafından muayene edilir. Bebekte riskli bir durum varsa  bu durum hemşireye aktarılıp  gerekli  takip yapılır ve aileye bilgi verilir. Bebekler taburcu oluncaya dek her gün anne  yanında muayene edilirler. Annelere sorumlu sağlık ekibince  emzirme ve bebek  bakımı konusunda bilgiler verilir. Bebeğin  idrar ve kaka yapması,  beslenmesi takip edilir. Tüm bebeklerden taburcu olmalarına 1- 2 saat kala doğuştan metabolik hastalıkları taramak amacıyla  Sağlık Bakanlığı’nca şart koşulmuş olan kan tahlili ve bebek  kan grubu testi alınır. Taburcu  olmadan önce yapılan muayenede doktor tarafından gerekli  olan tahlil varsa  istenir. Sonucu  değerlendirdikten sonra taburcu olabilir ve kontrol  zamanı  belirlenir.

Her Bebeğe İşitme Testi

Sarılık riski veya erken taburculuk gibi bir nedenle kontrol  zamanı  tespit  edilmemişse, 5 günü dolan bebekler çocuk polikliniğine ilk (ücretsiz)  kontrole randevu  almış  olarak  gelirler. Taburcu  olan her bebek için takip kartı düzenlenir, her hastaneye müracaatta getirilmesi önerilir.  Hastanemizde doğan her bebeğe otoakustik emisyon  testi ile işitme  taraması yapılır. Gereken bebeklere ileri işitme  testi önerilir.

Doğuştan Kalça Çıkığı (D.K.Ç.)

Doğuştan kalça çıkığı, erken teşhisi ile tedavisindeki başarılar bilimsel  olarak  kanıtlandığından, sağlıklı çocuk takiplerine gelen  her bebeğe 1 aylık olunca kalça ultrasonu (USG) yapılması  önerilir.  Ailede D.K.Ç. olan veya anne  karnında makat pozisyonda  kalan bebeklerde D.K.Ç. riski arttığı için kalça USG’si daha erken planlanır.

Düzenli Doktor Kontrolü Önemlidir

Bebeklerin sağlıklı çocuk muayeneleri doktorun özel bir nedeni  yoksa 15 günlük, ilk 7 ay her ay, 9 aylık, 12 aylık, aşılar nedeniyle  18 aya dek 2 ay aralarla, 24 aylık, 30 aylık, 36 aylık, daha  sonra da yılda bir muayeneye çağırılır.

Düzenli doktor kontrolünde takip edilen çocuklarımızda doktorun özel bir durumda istediği tetkikler dışında 9-12 ay arası  kansızlık  tetkiki, ilk yıl içinde idrar tetkiki, yılda 1 kez böbrek  ve karaciğer fonksiyonları tetkiki istenmesi planlanmıştır.

Yenidoğan Özellikleri

Vücut Özelliği: Yenidoğan bebeğinizin  kafası bedene oranla daha  büyüktür  ve normal doğan bebeklerde kafa şekli doğum  kanalından geçtiği için bozuk olabilir. Kafasında yumuşak kısımlar vardır (bıngıldak). Çenesinde ve burun  çevresinde yağ kabarcıkları, özellikle yüzünde kırmızı ortası  sarı, sıcakta sürtünmeyle artan döküntüler olabilir. Kuyruk sokumu bölgesinde morluk  olabilir (mongol lekesi). Bütün bunlar normaldir.

Kilo Kaybı: Bebeğinizin ilk bir haftada, doğum kilosunun % 10’unu aşmayacak oranda kilo kaybetmesi normaldir. Bundan  sonra kilo almaya başlamalıdır. Doktor kontrollerinizde bunun  takibi yapılacaktır.

İlk Çiş-Kaka: İlk kakası  siyahımsı koyu yeşil ve yapışkandır. Buna mekonyum denir. 2-3 gün sonra anne sütü aldıkça kaka sulu yeşil ve sonra hardal sarısı rengine dönüşür. Yaşamın ilk gününde ilk 12 saatte bebeğin  çiş yapması  beklenir. Ancak çoğu bebek doğum esnasında çişini yaptığından ve ilk gün annenin yeterli sütü olmadığından bu süre bazen gecikebilir.  Bu süre 24 saati geçmemelidir. Düzenli emzirme ile her bez değişiminde ıslaklık izlenmelidir. Erkek bebeklerin normalde idrar yaparken fışkırtarak, ileri düzenli akan idrar yaptıklarını görürsünüz. Kesik kesik işemesi halinde  doktorunuzla paylaşın.

Memelerde Şişlik,  Vajinal Kanama, Akıntı: Anneden geçen  gebelik hormonlarının etkisiyle, hem kız hem erkek  bebeklerin göğüslerinde şişlik ve sertlik oluşabilir. Ovulmaması, sıkılmaması gerekir. Kız bebeklerde vajinal akıntı hatta kanama bile görülebilir; bu durum anneden bebeğe geçen  hormonların uzaklaşmasından kaynaklanmaktadır ve normaldir. Erkek bebeklerin yumurtalıklarını örten  deri şiş görülebilir; 6-12 aylarda  bu durum düzelir. Erkek bebeklerin %4’ünün testisleri henüz  inmemiştir. Bu durumun mutlaka doktor tarafından izlenmesi gerekir.

Yenidoğan Sarılığı: Bebeklerin % 60’ında, 2-3. günlerinde ciltlerinde sarılık görülür. Fizyolojik sarılık olarak  tanımlanan sarılık tipi zararsızdır. Ancak sarılığa neden olan bilirubin maddesi kan uyuşmazlığı gibi bazı durumlarda tehlikeli düzeylere yükselebilir ve tedavi gerekebilir. Sarılığın fizyolojik olup olmadığını aile cilt renginden tahmin  edemez; bu yüzden mutlaka doktor kontrolü gerekir. Bebeğinizden kan alınarak bilirubin seviyesine  bakılır. Bilirubin sonucuna göre gerekiyorsa bebeğiniz  fototerapi tedavisine alınır.

Anne kan grubunun “0”, bebek  kan grubunun “A veya B” olduğunda veya annenin Rh negatif, bebeğin Rh pozitif olduğu durumlarda daha  sıklıkla tedavi gerektiren yüksek sarılıkların görüldüğü bilinmektedir. Bu durumlarda hastaneden çıkışınızda sağlık ekibimiz sizleri uyaracaktır.

Göbek Bakımı:  Bebeğinizin göbek kordonu doğum sonrasında kesilerek plastik  bir klemple kıstırılmıştır. Bebeğinizin kordonu temizse, akıntı veya koku yoksa herhangi bir solüsyonla bakımı şart değildir. Bebeğinizin göbek kordonunu bezin dışında kalacak şekilde   tutmanız, idrar ve kaka ile temasını önlemeniz, kuru tutmanız yeterli olacaktır. Göbek düşene kadar  vücudunu ılık sabunlu suyla silmeniz yeterli olacaktır. Göbeğin kurumasını sağlayınız. Göbek kordonu 10-15 gün içinde düşecektir. Göbekte sulanma, kızarıklık, kötü koku, akıntı, kanama gibi durumlarla karşılaşırsanız doktorunuza ulaşınız.

Bebeğin Banyosu: Küvet banyosunu, göbeği düştükten iki gün sonra yaptırabilirsiniz. Suyun sıcaklığının  36,5-37 derece, oda sıcaklığının  ise 26 derece olması  uygun olur. Banyo öncesi  mutlaka hazırlığınızı yapınız çünkü bebeğiniz  çıplakken kendini güvende  hissetmez ve çok huzursuz olur. Banyo suyu, özellikle başı yıkanırken  bebeğinizin  yutma ihtimaline karşın, kaynamış su veya temiz içme suyu olmalıdır.

Öncelikle bebeğinizin  gövdesini, kol ve bacaklarını en son başını yıkamanızı öneririz. Bebeğinizin vücudunu banyodan  sonra özellikle kıvrım yerlerini bebe yağı ile masaj yaparak yağlayınız. Bebeğinizin iç çamaşırlarını her gün değiştiriniz.

Bebeğinizin Giydirilmesi: Kıyafetlerini seçerken pamuklu, yumuşak, az dikişli olmasına özen gösteriniz. İlk aylarda,  iç giyim için body, dış giyim için tulum  tercih  etmenizi öneriyoruz. Giysiler bebeğinizin hareketlerini kısıtlamayacak bollukta  olmalıdır.  Baş, el ve ayaklarından çok çabuk üşüyebilecekleri için şapka, eldiven ve çorap  mutlaka giydiriniz. Sizin giyindiğinizin bir kat fazlasını giydirmelisiniz.  İlk bir yıl bebeğinizin çamaşırlarının bebekler için hazırlanmış sabun veya bebe deterjanlarıyla yıkanıp bol suyla durulanmasını ve ütülenmesi öneriyoruz.

Göz Bakımı: Bebeğinizin gözünde akıntı, çapak oluşmuşsa, steril gazlı bezi kaynamış ılık suda ıslatıp, gözünü içten dışa (burundan-kulağa) doğru tek bir hareketle silebilirsiniz. İşlemin  tekrarlanması gerekirse, yeni bir gazlı bez kullanmalısınız. Gözde kızarıklık, aşırı çapaklanma ve şişlik varsa doktorunuzla görüşünüz.

Kulak Bakımı:  Bebeğinizin kulakları çok hassas olduğu için asla  diplerine kadar  temizlemeye çalışmayınız. Pamuklu çubuk kesinlikle kullanmayınız. Sadece bebeğinizin  kulak arkasını ve dış kulak kepçesini siliniz.

Burun Bakımı: Bebeğinizin burun  deliklerine birkaç damla  serum fizyolojik damlattıktan sonra temizleyiniz. Bebeğiniz burun  solunumu yaptığı için burnunun tıkanık olmaması önemlidir. Özel burun aspiratörleri kullanabilirsiniz.

Ağız Bakımı:  Bebeğinizin sağlığı için göğüs  hijyeninize dikkat etmelisiniz. Bebeğinizin dil ve ağız mukozası, normal görünümde ise ağız bakımına  ihtiyacı yoktur. Ağız bakımı yapacaksanız kaynamış ılımış suda  gazlı bezi ıslatarak ağız içini tek seferde siliniz.

Genital  Bölge Bakımı:  Bebeğinizin alt temizliğini en az 2 ay boyunca ılık suya batırılmış pamuklarla yapınız. Kız çocuklarında temizlik önden arkaya  doğru, kakasını yaptığında ise akar  su altında  yapılmalıdır. Kız çocuklarının suda  uzun süre oturtularak yıkanması  idrar yolları için sakıncalı olabilir. Her temizlik sonrası mutlaka kurulayınız.

Sigaradan Uzak Durun

Bebeklerin bulunduğu ortamda ve evdeki tüm kapalı alanlarda sigara içilmemesi özellikle önemlidir. Aile içinde solunum yolları hastalığı veya bulaşıcı  hastalık varlığında  bebeğinizi  özellikle ilk 6 ay çok titizlikle korumanız gerektiğini, bunun  için gerekirse maske kullanmanızı, eğer  şart değilse bebekle aynı odada kalmamanızı öneririz.  Bebeğinizle  ilgili her işlemden önce ve sonra ellerinizi yıkamanızı önemle hatırlatırız.

Bebeğin  sağlığını etkileyecek aşağıdaki durumların varlığı halinde  bunları  doktorunuzla paylaşmanızı öneririz:

• Annenin gebeliğindeki hastalıklar ve kullandığı ilaçlar

• Gebelikte  saptanan bebeğe ait patolojik durumlar

• Annenin bazı alışkanlıkları

• Ailedeki tüm fertlerin mikrobik hastalık (tüberküloz, hepatit  B – C vb.) taşıma  durumları

• Ebeveynlerdeki gıda alerjileri, alerjik astım,  rinit gibi durumlar, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği vb.

Anne Sütünün Faydaları

Anne Sütünün Faydaları

Anne Sütü En Güzel Hediye

Anne ile bebeğin  aynı odayı paylaşması anne  ile bebek arasındaki psikolojik bağın kuvvetlenmesini sağlar. Bebeği her 2-3 saatte bir emzirmelisiniz. Böylece hem anne  sütü  yapımı artar hem de bebek  ve anne arasındaki duygusal  bağ pekişir.  Aynı zamanda annenin kendine  olan güveni artar. Biz de anne  sütü dostu  bir hastane olarak  bu konu üzerinde özellikle duruyoruz.

Emzirmenin bebek  ve anne  için faydaları saymakla bitmez. Anne sütüyle  beslenen bir bebeğin  ömür  boyu hem bedensel hem ruhsal açıdan  daha  sağlıklı ve mutlu  bir birey olduğunu gösteren pek çok bilimsel çalışma var. Bazı annelerde gebeliğin  son ayında anne sütü  gelmeye başlasa da, esasen doğumdan sonra gelen  ilk süt yani önsüt  (ağız sütü) içerdiği özel proteinlerle bebeğin  mikroplara karşı  korunmasında çok faydalıdır.

Bebeğinizi Doğar Doğmaz Emzirin

Bebek doğar  doğmaz  ilk 1-2 saat içinde anneye emzirmesi için bırakılmalıdır. Anne emzirirken bebeğin  ağzına memenin başıyla birlikte kahverengi kısmını da vermeye  dikkat etmelidir. Bu, anne memesinde yara olmaması için en önemli kuraldır. Memenin  havalandırılması, kuru kalması pamuklu çamaşır giyilmesi ve bakım kremleri de önemlidir. Bebeğin,  doğum  sonrası ilk 1 saat içinde emzirilmeye başlanmasını takiben  ilk gün saat başı her memeyle 5-10 dakika emzirilmesi önerilir.  İlk günlerde bebek istedikçe ve istediği sürede emzirilmesiyle anne sütünün miktarı 3 gün içinde hızla artacaktır.

Bebeği Sadece Anne Sütüyle Besleyin

Anne sütünün artarak bebeğe uygun miktarda salınması yaklaşık ilk 15 günde  olduğundan bu sürede bebeğe mama, su, emzik verilmemesi özellikle önemlidir. Zira ilk günlerde emzik veya biberon  alan bebeklerde anneyi emmede isteksizlik, sinirlilik hali oluşacak ve sonucunda anneyi emmek istemeyecektir. Emse  de memeyi tam boşaltamadan, yetersiz  emecek ve sütün yapım miktarı azalacaktır.

Siz annelerden ve büyükannelerden isteğimiz;  ilk günlerde sabırlı olup bebeğinizin  aç kalmayacağını, sağlıklı bir bebeğe ilk günlerde az miktardaki sütün zarar vermeyeceğini, aksine anne  sütü  dışında verilen mamanın doğanın  kurduğu bu dengeyi bozarak bazı istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini

hatırlamanızdır. Anne sütünün yapım miktarı ve içeriği bebeğin  gebelik haftasına, yaşına ve emzirmenin zamanına göre farklılıklar  gösterir.

Bol Su İçmek Anne Sütünü Artırır

Bebeğinizin ihtiyacı kadar  süt üretileceğini unutmayın. Bebeğin  ilk günlerde mide hacmi küçüktür, zamanla artar. Anne sütünün artması için annenin her fırsatta uzanarak dinlenmesini, bebek  uyuyunca uyumasını, günde  yaklaşık 3 litre su içmesini  ve stresten uzak kalmasını öneriyoruz. Ayrıca emziren annelerin gebeliğinde aldığı takviye vitamin ve demire devam etmesini, ayrıca günde  500 kalori fazladan almasını, bol sebze ve meyve yerken abur  cuburdan uzak durmasını hatırlatıyoruz. Annenin yediği gıdaların süte geçerek sütün tadını, kokusunu, alerjik özelliklerini değiştireceğini unutmayalım.

Dinlenmeye ve Beslenmenize Dikkat Edin Bebeğinizi emzirirken bazı günler sütünüzün azalması, bir şikayeti olmadan (tekrarlayan kusma, ishal, ateş, aşırı uyuma, renginde bozulma) bebeğinizin  daha  az ama  sık emmek istemesi veya gün boyunca az emmesi gibi değişikliklerle zaman zaman karşılaşabilirsiniz. Sütünüzün azaldığı günlerde bebeğinizi  daha  sık emzirmek, dinlenmenize ve beslenmenize dikkat etmek önemlidir. Genelde

3 gün içinde sütünüz eskisi  gibi bollaşacak ve bebeğinizin  sıkıntısı kalmayacaktır.

Sütünüz Yeterli Mi?

Memelerinizin emmeden önce dolduğunu, 20-30 dakikalık emme sonrasında boşaldığını  hissedersiniz. Bebek emerken 1-2 kez emme sonrası yutma hareketi yapması,  günde  5-6 kez açık sarı idrarlı bez alınması, bebeğin  emme sonrasında mutlu  ve rahatlamış olması,  ilk 1 hafta-10 gün içinde doğum  kilosuna ulaşması ve kilo alımının doktorunuzca normal olduğunun tespiti halinde  sütünüz yeterli demektir. Doktorunuz tüm parametreleri değerlendirerek gerekli  görürse gıda takviyesini önerebilecektir.

Anne Sütü Nasıl Saklanır?

Göğsünüzden steril bir kaba boşalttığınız sütü 25ºC altındaki  oda ısısında  4 saat, buzdolabında 48 saat, buzlukta 2 hafta, derin dondurucuda 6 ay saklayabilirsiniz. Kullanmak üzere saklanan sütü, bebeğinizin  alabileceği miktarda ılık su (sıcak olmasın, 37°- 40°C) dolu bir kaba oturtarak içmeye hazırlamalısınız. Isıtılmış fakat kullanılmamış süt besin değerini  kaybettiği için tekrar kullanılmaz.

Bebek Koliği

Bebek Koliği

Bebek Koliği ve Anne Sütü

Bebeklerde infantil kolik, 2-3 haftalıkken başlayan, günün  belirli saatlerinde ayaklarını  karnına çekme, sık sık gaz çıkarma, artmış emme isteği, huzursuzluk ve ağlama nöbetleri şeklinde başlayıp her gün tekrar eden  bir tablodur. Bu durum bebeklerin sindirim sistemlerindeki olgunlaşmanın gerçekleştiği 3.-4. aylarda  azalır ve genellikle 6. aylardan sonra son bulur. Tanımlanan gaz sancılarının azaltılmasında ailenin sakin olması,  bebeğe yumuşak sesle yaklaşılması, karnına masaj yapılması,  karnının ısıtılması, müzik dinletilmesi, arabasına bindirip gezdirilmesi şeklinde ritmik hareketler yapılması  ve özellikle annenin bebeği emzirmesi, bebeğin  güvende olduğunu hissetmesine yol açıp, rahatlatmasında fayda sağlayacaktır.

Bebek gazı tedavisinde bazı ilaç veya bitkisel ürünlerin bebeği kısmen rahatlattığı görülmektedir. Annenin beslenmesindeki bazı gıdaların bebeklerde gaz sancılarını yani yukarıda tanımlanan tabloyu arttırdığı saptanabilirse annenin bu gıdaları tüketmemesi önerilir.

Her Emzirme Sonrası Bebeğin Gazını Çıkartın Bebeğin  emme aralıkları çocuğa  ve anne  sütünün miktarına göre değişir.  İlk ay 2-3 saat aralarla emmek istemesi normaldir. İki kiloluk bir bebeğin  3 saat, 3 kiloluk bir bebeğin  4 saat emmeyi istememesi, uyuması  sizi korkutmasın. Bebeğinizin acıkmasına ve karnı doyunca da mutlu  olmasına fırsat vermelisiniz. Her emzirme sonrası bebeğinizi  dik pozisyonda tutarak ve sırtını sıvazlayarak gazını çıkartmasına yardımcı olabilirsiniz.  Bazı bebekler beslenirken hava yutmadıklarından gaz çıkartmayabilirler.

Her emzirme periyodunda anne  sütünün ilk kısmı bol şekerli, son kısmı ise bol yağlıdır. Bu nedenle bebeğinizi  emzirirken önce bir memeyi boşaltıncaya dek 20-30 dakika vermeli, bebek  istiyorsa  ikinci memeye geçmeli, bir sonraki emzirmede son emzirilen memeden başlanılmalıdır. Bu yöntemle bebeğin  daha  uzun süre doygunluğu  ve gaz sancılarının azalması sağlanmış olur.

Gaz Yapan Gıdalardan Uzak Durun

En sık gaz yapan gıdalar  barbunya, fasulye, karnabahar, brokoli, lahana, soğan ve mercimektir.

Özellikle yer fıstığı içeren gıdaların tüketiminde (annenin ilk 6 ay tüketmesi önerilmez) bebeğin kakasındaki değişikliklere dikkat edilmelidir.

Annenin veya bebeğin  mama ile aldığı inek sütündeki alerjik proteinlerin bebeklerde aşırı gazlanmaya neden olabileceği bilinmektedir. Doktorunuz böylesi bir tabloyu detaylı değerlendirip gerekli önerileri yapacaktır. Bebeğiniz ve beslenmesiyle ilgili sorularınızı aylık muayenelerinde daha detaylı konuşabilecek, hazırladığınız sorulara yanıt alabileceksiniz.

Ergen Yaştaki Çocukların Aşıları

Ergen Yaştaki Çocukların Aşıları

Ergen Yaştaki Çocuklarımızın Aşılarını Biliyor musunuz?

Medistate Kavacık Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı H. Neşe Sarıca, "Ergen yaştaki çocuklarımızın da aşılarının uygulanması toplum sağlığı açısından çok önemlidir. Onların, aşılarla korunabilecekleri hastalıklara yakalanmamaları için, ailelerin ve yetişkinlerin bilgi sahibi olmaları gerekmektedir." Diyor. Bizlerle önemli bilgiler paylaşıyor…

Ergen yaştaki çocuklar için, hekimler tarafından önerilen ve yapılması gereken aşıları şöyle sıralayabiliriz:

  • 1. HPV (human papilloma virus)
  • 2. TDAP / Karma Aşı (Difteri-Boğmaca-Tetanoz)
  • 3. MENENGEKOK (menenjit)

1. HPV Aşısı

HPV aşısı, çocuklarımızı kanserden korumak amacıyla uygulanan bir aşıdır. Boğmaca, difteri, tetanos, menengekok hastalıklarına bağlı ölümlerin HPV ye bağlı ölümlerle karşılaştırıldığında, 20 kez az olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle HPV ye bağlı kanserden çocuklarımızı korumak amacıyla aşıya önem verilmelidir.

Servikal kanser dünyada 45 yaş altı kadınlarda görülen en sık ikinci kanserdir. Ölümcül kanserlerde de meme ve akciğer kanserlerinden sonra gelmektedir. Servikal kanserlerin hemen hemen tamamı HPV virüsüne bağlı ortaya çıkar.

HPV aşısı 11-12 yaşından itibaren kız çocuklarına önerilmektedir. Ancak aşı 45 yaşına dek uygulanabilir. İki farklı aşı üretilmiştir. İkisi de 3 doz uygulanmaktadır. Aşı, 4 virüs için etkili olup kanser dışında genital siğillere karşı da koruyuculuk sağlar. Uygulamadan önce herhangi bir teste gerek yoktur.

2. TDAP / Karma Aşı (Difteri-Boğmaca-Tetanoz)

Boğmaca hastalığı, geçirilse dahi, bağışıklık oluşturmaz.

Bu aşının tekrarlanması hem ergen hem erişkinler için önemlidir. Aşının koruyuculuğunun 10 yıl sonra azaldığı bilimsel olarak belirlenmiştir.

Aşısı tamamlanmamış 1 yaş altı çocuklarda, boğmaca hastalığı daha ağır seyrettiğinden; yeni bebeği olan ailenin erişkin fertlerine dahi boğmaca aşısının yapılması önerilmektedir.

TDAP / Karma Aşısı'nın hatırlatma dozunun, 11-12 yaşları arasında yapılması, Amerikan Pediatri Akademisi tarafından önerilmektedir.

3. Menengekok

Hastalık etkeni olan bakteri, ağır menenjit ve ciddi organ yetmezliği ya da ölümle sonlanabilen enfeksiyona neden olmaktadır. Bu nedenle aşı uygulanması önemlidir. Menengekoklara yönelik aşılar konusunda her geçen gün çalışmalar yapılmakta ve yeni aşılar geliştirilmektedir.

Ülkemizdeki mevcut aşılar, çocuklarımız 9 aylık olduktan sonra uygulanabilmektedir. Amerikan Pediatri Akademisi bu aşıları ergenliğin başından yani 11 yaşından itibaren rutin aşılama protokolüne almıştır.

Başarılı Bir Okul Hayatı için Önce Check Up!

Başarılı Bir Okul Hayatı için Önce Check Up!

Çocuk check up paketlerimiz hakkında bilgi almak için 444 44 13

Sömestr tatili; çocukların sağlıklı bir okul dönemi geçirmesi, derslerindeki başarısı ve ailelerin fark edemeyeceği hastalıkların erken tanısı ve okul öncesi sağlık kontrolleri için büyük bir fırsat...

İşitme ve görme sorunları başta olmak üzere, diş sağlığında sorunlar bağışıklık sisteminin zayıf olması, daha önce tespit edilmemiş rahatsızlıklar çocukların okuldaki başarısını doğrudan etkilemektedir.

Okula Başlamadan Sağlık Kontrolü Önemli

“Okul başarısı için ilk şart sağlık!” diyen Medistate Kavacık Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı uzmanları, bu tatil döneminde işitme ve görme muayenelerinin öncelikli olduğunu söylüyorlar. Görme veya duymada sıkıntı yaşayan çocuklar derslerine odaklanmada sıkıntılar yaşayabilirler. Tarama testleri ile saptanabilen rahatsızlıkların erken teşhis ve tedavisi çocukların yaşam kalitelerini ve başarılarını arttırabilir.    

Çocuk yaşta kazandırılması gereken bir diğer alışkanlığın da düzenli diş bakımı olduğunun altını çizen uzmanlarçocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar, ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir. Bu sebeple diş bakımı da atlanmaması gereken kontrollerden biridir, dediler.

Çocukluk çağının, sağlık konusunda en hassas dönem olduğunu söyleyen uzmanlar, gelecekte oluşabilecek hastalıkların uygun tarama ve tanı yöntemleri ile bu çağda önlenebileceğini belirttiler. Check up programlarından sonra düzenli aralıklarla yapılması gereken büyüme takibinin çok yakından izlenmesi ve anormal durumların erkenden tespit edilerek kalıcı etki bırakmadan tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizdiler.

Aşı Kontrolünün Önemi Çok Büyük

Okulla birlikte sosyalleşen çocukların hastalıklardan korunmak için önemli araçlardan biri de aşılardır. Bu amaçla 4-6 yaş arasında karma, kabakulak, kızamık, kızamıkçık ve suçiçeği aşılarının yapılması önerilmektedir. Koruyucu aşıların eksiksiz olmasına dikkat edilmeli.

Sağlıklı Beslenme ve Uyku Düzeni

Sağlıklı bir bedenin ilk şartlarından biri de düzenli ve kaliteli bir uykuyla beraber sağlıklı bir beslenme düzenidir. Özellikle çocukların büyüme ve gelişimlerinin hızlandığı, öğrenmenin daha kolay olduğu okul çağı döneminde beslenmenin önemi artmaktadır. Bol sebze, meyve, protein, süt ve süt ürünleri alınmasına, fast food tarzı gıdaları tüketmemesine dikkat edilmelidir. Okula gitmeden önce kahvaltı yaptırılmalı, beslenme çantalarının da dengeli ve besleyici olmasına özen gösterilmelidir.

 

Yeni Doğan Beslenmesi

Yeni Doğan Beslenmesi

Bebeğimi Nasıl Beslemeliyim?

Anne sütü doğanın sunduğu en güzel mucizelerden biri. Öyle ki bebek, doğduktan sonra altı ay boyunca hiçbir besine ihtiyaç duymadan anne sütü ile beslenerek, büyüyüp gelişebiliyor. Hastalıklardan koruma adına da son derece önemli olan emzirmenin anneye de çok önemli faydaları olduğu biliniyor.

Sağlıklı bir bebek dünyaya getirdikten sonra ebeveynlerin belki de en fazla üzerinde durdukları konuların başında beslenme geliyor. Pek çok sivil toplum kuruluşu ve Sağlık Bakanlığı da düzenli olarak anne sütünün önemine ilişkin bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda ‘Bebek Dostu Hastane’ kavramı da gelişti. Birçok özel ve devlete ait sağlık kurumlarında anne sütünün önemi anlatılırken, bu konuda eğitimler veriliyor.

Anne sütü ile beslenmenin çocuğa sağladığı yarar nedir?

Anne sütü, bebek için en doğal ve ideal besin. Sadece anne sütü alan bir bebek, D vitamini hariç tüm besin ihtiyacını karşılıyor. Anne sütü, hem bebeklik döneminde hem de daha sonraki hayatı boyunca hastalıklara karşı koruyucudur. Doğumdan sonra gelen sarı süt (kolostrum), taşıdığı antikor ve bileşimiyle bebeği hastalıklara karşı koruyor, bağışıklık sisteminin gelişmesini kolaylaştırıyor. Örneğin ishal, zatürre, orta kulak iltihabı, alerjik hastalıklar görülme riskini azaltıyor. Anne sütü ile beslenen bebeklerde, ileri yaşlarda gelişebilecek şeker hastalığı, astım, alerjik hastalıklar, obezite, koroner kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkların oluşma riskinin daha az olduğu görülüyor. Anne sütü bebeğin ruhsal, bedensel ve zeka gelişimine yardımcı oluyor. Bu süt, her zaman hazır, temiz ve uygun ısıda. Aynı zamanda sindirimi de çok kolay. Ayrıca biliyoruz ki, anne sütü alan bebeklerde pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülüyor. Tüm organ ve sistemlerin büyümesini düzenleyen büyüme faktörleri içeriyor. Emzirme, bebeğin diş ve çene sağlığı için de yararlı. Aynı zamanda anne ile bebek arasındaki psikolojik bağı da kuvvetlendiriyor ve bebeği sakinleştiriyor. Tüm bu özellikler bir araya geldiğinde ortaya mucizevi bir besin çıkıyor.

Emzirmenin Anneye Yararları

• Rahmin daha kısa sürede toparlanmasını sağlar.

• Erken emzirmeyle doğum sonrası kanamalar çabuk kesilir.

• Memelerde şişme, iltihaplanma olmaz; anne lohusalık dönemini rahat geçirir.

• Emziren annelerde meme ve rahim kanserine yakalanma riski daha azdır.

• Menopoz sonrası kalça kemiği kırığı riskini azaltır.

• Hamilelik döneminde oluşan fazla kilolar daha kolay verilir.

Anne sütü ne zamana kadar verilmeli?

İlk altı ay boyunca bebeğe sadece anne sütü verilmeli. Bebek yeterli anne sütü alabildiği sürece, su dahil başka hiçbir yiyecek ve içeceğe ihtiyacı yok. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF, emzirmeye altı aydan sonra uygun ek gıdalarla iki yaşa kadar devam edilmesini öneriyor.

Annenin sütünün bebek için yeterli olduğu nasıl anlaşılıyor?

Eğer bebek, yeterli kilo alıyorsa, günde 6-8 kez idrar yapıyorsa, günde iki veya daha fazla hardal sarısı, cıvık ve pürtüklü kaka yapıyorsa, emdikten ve gazını çıkardıktan sonra sakinleşip 1-2 saat uyuyorsa, emerken yutma sesi geliyorsa ve emzirirken diğer memeden de süt geliyorsa bebeğiniz yeterli miktarda besleniyor demektir.

Memedeki sütün sağılması gerekir mi?

Süt sağmak zorunluluk değil. Ancak bazı gereklilikler durumunda göğüslerin boşaltılması gerekebiliyor. Örneğin, annenin göğüsleri şişse ve bu durum ona rahatsızlık veriyorsa anneyi rahatlatmak için süt sağması önerilebiliyor. Bunun yanında, bebekten ayrı kalınması gerekiyorsa ya da anne çalışıyorsa ve işe başlamışsa süt sağmak bir zorunluluk olabiliyor.

Anne sütünü saklarken dikkat edilmesi gereken kurallar var mı?

Elbette, sağılan anne sütünün aynı özelliklerini koruyabilmesi için saklama ve koruma koşullarının çok iyi oluşturulması gerekiyor. Saklama kabı olarak, özel süt saklama poşetleri kullanılmalı. Saklama kaplarının sütün bazı içeriğini değiştirdiği biliniyor, bu nedenle en az etkileyen madde olan ‘sert polypropylen’den üretilmiş biberon veya saklama kaplar kullanılmalı. Sağma işlemi de saklanacak kaba yapılmalı. Eğer süt iki gün içinde tüketilmeyecekse de mutlaka derin dondurucuya konmalı. Süt bebeğin ağzına değdiyse o sütün saklanmaması gerektiği de unutulmamalı.

Dondurulan Sütlerin Kullanıma Hazırlanması

1 Tarihi en eski ve süresi dolmamış sütü bir gece önceden buzdolabının normal bölmesine koyabilirsiniz. 24 saat bu alt bölümde kalabilir.

2 Sütü ılık su içinde eritirseniz ve hemen içiremezseniz dolapta dört saat bekleyebilir.

3 Eritme işleminde kullanılan suyun sıcaklığı ılık olmalı. Eğer sıcak olursa sütün içindeki bazı enzimlerin yıkılmasını sağlar. Bu nedenle akan ılık su içinde veya ılık suda benmari usulü yani suyu kaba koyup saklama kabını içine koyarak bekletmek gerekiyor.

4 Sütü hiçbir zaman mikrodalgada ısıtmayın. Hem proteinler ve vitaminler azalır hem de ısınma dengesiz olur ve bebeğinizin ağzını yakabilir.

5 Saklama kabını ılık suyun içine ağzına kadar batırmadan tutun.

6 Ilıma sırasında sütü hafifçe çalkalayın.

7 Eritilen sütü tekrar dondurmayın. Bu kural tüm gıdalar için geçerli...

8 Beslenme sonrası kalan sütü atın.

9 Bekletilmiş veya dondurulup ılıtılmış sütün, kokusu ve yağ içeriği değişebiliyor. Bu nedenle bazı bebekler sütü baştan reddedebilir. Zamanla alışacaklarını unutmayın.

10 Anne sütünü asla kaynatmayın.

En çok merak edilen konulardan biri de sütün ne kadar süreyle saklanabileceği...

Sağılan süt, oda ısısı 25 derece altında olmak şartıyla ve kabın ağzı kapalı şekilde en fazla 6-8 saat sağlıklı kalabiliyor. Dondurucudan indirilmiş, kendi erimiş, ısıtılmamış ağzı kapalı süt, dört saat bekleyebiliyor. Temiz sağılan süt buzdolabının içinde 48 saat bozulmadan saklanabiliyor. Süt, iki gün içinde içilmeyecekse sağılma işlemi sonrası hemen derin dondurucuya koymak gerekiyor. Uygun sağılmış süt, buzdolabının soğuk olan arka ve üst kısımlarına konarak, +4 derecede, 3-5 gün kalabilirse de, en ideali iki günden fazla bekleyecek sütü derin dondurucuya yerleştirmek. Sağılmış anne sütünün saklanması planlanmışsa çok temiz bir şekilde sağıldıktan sonra, hiç bekletilmeden dondurucuya koymak en doğrusu. Dondurucudaki bekleme süresi soğukluğuna göre değişiyor.

Emziren annelerin özellikle beslenmeleri konusunda nelere dikkat etmeleri gerekiyor?

Öncelikle unutulmamalıdır ki, bebeğin iyi beslenmesi için annenin de sağlıklı beslenmesi gerekiyor. Yeterli ve dengeli beslenme kurallarına uyulmalı ve temel besin öğeleri mutlaka alınmalı. Her gün en az 3 litre sıvı (su, komposto, bitki çayları, ılık süt, ayran, evde yapılmış meyve suyundan alınabilir) içilmeli. Ayrıca günde 1 öğün et, 2 öğün meyve, 2 öğün sebze, 1 kase yoğurt mutlaka yenmeli. Yumurta, beyaz peynir, zeytin de tüketilmesi gereken önemli gıdalar.

Bu dönemde annelerin uzak durması gereken besinler var mı?

Annenin yediği her şey süt yoluyla bebeğe de geçiyor. Bu nedenle annenin beslenmesinde seçimleri çok önemli. Kesinlikle, çay, kahve, sigaradan uzak durmak gerekiyor. Bununla birlikte, acılı, ekşi, biberli, baharatlı gıdalar, turşu gibi yiyecekler mümkün olduğunca az tüketilmeli. Kurufasulye, nohut, barbunya, bulgur gibi bakliyatlar da gaz yapacağı için tercih edilmemeli. Kola, gazoz gibi gazlı içecekler, hazır meyve sularından da uzak durmak gerekiyor.

Ek gıdalar ne zaman ve nasıl verilmeli?

Ek gıdalar, çocuğun ayına uygun büyüme ve gelişme sürecini destekleyen gıdalardır. Aynı zamanda çocuğunuzun değişik tatlarla tanışmasını ve sonraki aylarda kolay yeme alışkanlığı kazanmasını sağlar. Besleyici değeri yüksek ama alerji yapma niteliği az olan besinlerdir.

Ek gıdalara geçerken nelere dikkat edilmeli?

Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde altıncı aydan sonra ek gıdalara başlanması gerekiyor. Bu dönemde başlanacak ek gıdalar anne sütünün tamamlayıcısı özelliğinde olduğundan, mümkünse aynı anda anne sütüne de devam etmek gerekiyor. Altı aydan sonra bebek farklı tatlara ve kıvamlara alıştırılmalı. Meyve suyu, meyve püresi, sebze çorbası veya püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta, ilk etapta tercih edilmesi gereken gıdalar. Ek gıdalara başlamada gecikme yaşanmaması gerekiyor. Aksi halde daha sonra çocuk katı gıdaya geçişte zorlanabiliyor.

Yemek yedirmeye çalışırken çocuğa nasıl yaklaşılmalı?

Çocukların yanında sürekli yemediğinden yakınmak onları fazla yemek yemeye zorlamak, acıkmadan zorla yedirmek, burnunu sıkarak ağzına tıkmak, ağlatarak beslemek yemekten nefret etmesine neden oluyor. Çocuk bir süre sonra en sevdiği besinleri bile reddeder hale gelebiliyor. Çocuğun çok kilo alması, sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Önemli olan dengeli beslenebilmek.

Su ve İnek Sütü

18 ayın sonuna kadar kaynatılmış su vermek gerekiyor. İlk 12 ayda baldan uzak durmak şart. İnek sütü ise, özellikle ilk altı ay; anne sütü, hazır mama gibi seçenekler varsa kullanılmamalı. İnek sütüne erken başlanması bazı bebeklerde bağırsakta kanama, kronik ishal ve kansızlık yapabiliyor. Ailenin maddi durumu formül mama alamayacak düzeyde ise ve anne sütü çok yetersizse inek sütü 1-4 ay arası iki hacim süte bir hacim su eklenerek ve dördüncü aydan sonra sulandırılmadan kullanılabilir. İnek sütünün yoğurt veya muhallebi olarak verilmesi daha uygun. Çocuk ek gıda olarak inek sütü alıyorsa miktar günde 500 cc.’yi (2 su bardağını) geçmemeli. Bu öneri okul çağı çocukları için de geçerli.

Ek Gıdalara Başlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

• Ek besinlere, fincan veya kaşıkla başlayın, miktarı zamanla arttırın.

• Yeni besinleri bebek açken, öğle öğününde deneyin. Yeni besinlerin hepsine aynı haftada başlamayın.

• Yiyeceklerin alerji yapıp yapmadığına dikkat edin. Alerji durumunda; şüphelendiğiniz bir gıda varsa bir süre bu gıdayı vermeyip, belirtilerin geçip geçmediğini kontrol etmelisiniz.

• Bebeğe hiçbir zaman, reçele veya şekere batırılmış emzik vermeyin. Tüm yiyeceklerin temiz, taze ve iyi pişmiş olmasına özelikle dikkat edin.

• Unutmayın, bebeklerin tat alma duyuları oldukça gelişmiştir. Bu nedenle hazırlanan gıdaları önce tadın.

• Bir yaşına kadar tuz kullanmayın.

• Besleyici değerini yükseltmek amacıyla birbiriyle uyumsuz besinleri bir arada vermeyin. Özellikle kahvaltıda yumurta, reçel, peyniri ezerek karıştırıp vermek yerine tek tek vermeye çalışın.

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--