Medistate

Kardiyoloji

Giriş

Giriş

Medistate Kavacık Hastanesi Kardiyoloji Bölümü, modern donanıma sahip altyapısı ve konularında profesyonel olan hekimleri ve 3 koroner yoğun bakım ünitesi ile hizmet vermektedir.

Kardiyoloji Bölümü’nde kalp krizi, kalp yetmezliği, koroner yetmezliği, kalp ve ritim bozuklukları, kalp kapak hastalıkları, periferik kalp hastalıkları, aort damarı hastalıkları, hipertansiyon, hiperkolesterolomi ve doğumsal kalp hastalıklarının tanı ve tedavisi uygulanmaktadır.

Kardiyoloji Polikliniği’nde günlük, randevulu muayene ve kontroller ile hizmet alınırken, Hastane Biyokimya Laboratuvarı’ nda kardiyolojik gerekli, detaylı tahlil ve incelemeler yapılmaktadır. Kardiyak Rehabilitasyon ve Koroner Yoğun Bakım Üniteleri’nde acil ve takibi gereken hastaların tedavisi için hizmet verilmektedir.

Medistate Kavacık Hastanesi Ekokardiyografi Laboratuvarı’nda da EKO, EKG, Efor Test ve tetkikler yapılırken; girişimsel kardiyoloji ve elektrofizyolojik çalışmaları ile de ön plandadır.

Ekokardiyografi Laboratuarında uygulanan hizmetler;

  • Transtorasik  (yüzey) ekokardiyografik inceleme,
  • Transözofagiyal (yemek borusu yoluyla yapılan) ekokardiyografi,
  • Stress ekokardiyografi,
  • Kontrast ekokardiyografi,
  • Treadmill (koşu bandı) ile yapılan efor testi (exersis elektrokardiyografisi),
  • Ritm Holter tetkiki,
  • Tansiyon Holter tetkiki.

Girişimsel Kardiyoloji Hizmetleri;

  • Koroner anjiyografi,
  • Hemodinamik çalışma,
  • Sağ-sol kalp kateterizasyonu,
  • Balon koroner anjiyoplasti (PTCA),
  • İntrakoroner stent yerleştirilmesi,
  • Mitral ve pulmoner balon valvüloplasti,
  • Perkütan yolla atriyal septal defekt kapatılması,
  • Alkol Septal ablasyon.

Elektrofizyolojik Çalışma ile Uygulanan Hizmetler;

  • Kalıcı kalp pili takılması,
  • ICD (implantable cardioverter defibrillator),
  • RF ablasyon.

Çarpıntıların Tedavisi (RF Ablasyon)

ELEKTROFİZYOLOJİK ÇALIŞMA VE KALP RİTİM BOZUKLUKLARININ KATATER ABLASYON YÖNTEMİ İLE TEDAVİSİ

Kalbin sağ kulakçığında yer alan bir üst merkezden (sinus düğümü) çıkan uyarılar kulakcık ve karıncıklar arasında yer alan bir ara kapıdan (atriyoventriküler düğüm)  geçtikten sonra yine özel iletim yolları ile karıncıklara yayılır ve böylece üst merkezde üretilen elektriksel uyarı tüm kalbe iletilerek kalbin kasılmasını sağlamış olur.  Çok çeşitli nedenlerle kalbin bu normal uyarı ve ileti sisteminde aksamalar oluşabilir. Bazen doğuştan olan ek yollar iletimde adeta kısa devrelere yol açarak taşikardi dediğimiz hızlı kalp atışlarına (çarpıntıya) neden olabilirler.

Elektrofizyolojik çalışma (EPS) denilen tanı yöntemi ile kasık  damarı içine yerleştirilen ince kılıflardan geçirilerek kalbe ulaştırılan elektrod kateterler ile kalbin içinden doğrudan alınan elektrik sinyalleri gelişmiş bilgisayarlar aracılığı ile değerlendirilerek normalden sapmalar araştırılır.  Çoğu kez hızlı atma şeklinde çarpıntı yakınması olan hastalarda, kalbin içine yerleştirilen bu elektrod kateterlerden verilen uyarılarla çarpıntı tekrar oluşturularak, meydana geliş nedenleri araştırılır. Böylece kısa devrelerin varlığı saptanırsa radyo dalgaları ile noktasal enerji verilerek çarpıntı tamamen tedavi edilebilir.   Buna kateter ablasyonu tedavisi adı verilir. Bu yolla bugün hızlı kalp atışı şeklindeki çarpıntıların (taşikardi) çoğunun kalıcı tedavileri mümkün olmaktadır.

Tanısal amaçla yapıIan elektrofizyolojik incelemeler 30 dakika kadar sürer. Eğer tedavi edici bir girişim gerekirse bu 1-1,5 saat kadar sürebilecek bir işlemdir. Bu işlemler temelde düşük riskli uygulamalardır. Ancak her işlemde olduğu gibi bazı sorunları da beraberinde getirebilir. Ölüm olasılığı çok düşüktür. Yine nadiren tedavi edici işlemler sırasında (ablasyon)  kalbin ileti sisteminde bloklar oluşabilir (%0.5).  Damara giriş yerlerinde olguların % 2-3’ünde kanamalar, deri altına kan sızmaları ve buna bağlı şişlikler ve ağrı olabilir. Ancak çoğunlukla bunlar önemli sorun oluşturmaz ve kendiliğinden düzelir.

Elektrofizyolojik çalışma ile elde edilen veriler başka bir tanı yöntemi ile sağlanamaz ve tanı konusunda en kıymetli yöntemdir. Kateter ablasyonu yöntemi ile tedavi ise ilaçlarla denetim altına alınamayan ve/veya yaşamı tehdit edebilecek türden ritim bozukluklarında ya da hastaların yaşam boyu ilaç almayı istememeleri halinde uygulanır.

Kateter ablasyonu ile çarpıntı tedavisinin başarı olasılığı, % 70-95 arasında değişir.  Başarılı uygulamadan sonra çarpıntının tekrarlama olasılığı ritim bozukluğunun türüne göre değişir; bu olasılık % 5-8 arasındadır.

İşlem temelde lokal anestezi ile iğne giriş yerleri uyuşturularak yapılır. İşlem sırasında kendinizi rahat hissedebilmeniz için sakinleştirici ilaç yapılabilir. İşlemlerden sonra kanamayı önlemek için birkaç saat bacaklarınızı oynatmadan yatmanız gerekir.

Elektrokardiyografi (EKG)

Elektrokardiyografi (EKG)

Kalbin sağ kulakçık üst kısmında bulunan sinüs düğümü dediğimiz uyarı çıkaran merkezden periodik aralıklarla elektriksel uyarı çıkar. Bu uyarı kulakçıklar yoluyla karıncık başlangıcındaki bir düğümde toplanır ve buradan her iki karıncığa yayılır. Bu elektriksel dağılımı takiben kalp sırasıyla önce kulakçıklar ve daha sonra karıncıklar seviyelerinde kasılır. Elektrokardiyografi (EKG) bu elektriksel akımların kağıt üzerine yazdırılmış grafikleridir. Bunun için hastanın kol ve bacaklarına ve de göğsün ön yüzüne elektrodlar konularak elektrokardiyografi alınır.

EKG kalpte yapısal değişiklikler kadar ritm ve iletim bozukluklarını gösteren basit, fakat gösterdiğinde bulguları çok da önemli olan bir tanı aracıdır.

  • Yapısal değişiklik olarak kulakçık genişlemeleri, karıncık genişlemeleri veya duvar kalınlık artışları, koroner kalp hastalıklarına ait küçük olmayan geçirilmiş kalp krizlerini, veya göğüs ağrısı sırasında kalp spazmı veya yeni oluşan kalp krizini ve günlük takiplerde krizin gelişim evrelerini gösterir.
  • Ritm ve iletim olarak da kalbin dakikadaki vuru sayısını, ritmik olup olmadığını, varsa ekstrasistolleri ve çıkış yerini, çarpıntı ataklarını, ritm bozukluğunu, kalbin uyarı çıkaran merkezinde hasar olursa kulakçık ve karıncıkların dengesiz,düzensiz veya bağımsız çalışmasını (kalp blokları) ve pil takılması gerekip gerekmediğini gösterir.

EKG yorumlanması hekim tarafından yapılır. Kalp hastalıklarının tanı, takip ve tedavisinde vazgeçemeyeceğimiz bir araçtır.

Eforlu EKG (Efor Testi, Stress Elektrokardiyografi)

Eforlu EKG (Efor Testi, Stress Elektrokardiyografi)

İstirahat halinde alınan EKG'ler özellikle koroner kalp hastalıklarının tanısında kalp ağrısı sırasında çekilenler hariç yetersiz kalır. Hastanın şikayeti olup ta EKG'nin bir bulgu göstermediği durumlarda  hasta yürüme bandı üzerinde belirli bir program protokulunda  (yürüme bandının eğimi ve hızı her 3 dakikada arttırılmak suretiyle)  yoruluncaya kadar, veya  göğüs ağrısı olduğunda  veya koroner hastalığını gösteren EKG bulguları görüldüğünde hemen  durdurulacak şekilde  yürütülür.  Hastanın yürüme sırasında her 3 dakikada bir tansiyonu ölçülür ve EKG'si kaydedilir. Test bitiminde 3 veya 5 dakika daha EKG ve tansiyon kayıtları alınır ve işleme son verilir.

Bu testin amacı hastanın kalp hızını yaşına uygun olacak şekilde  arttırmak ve kalp debisini ve kalbin oksijen tüketimini arttırmaktır. Ayrıca kalp test sırasında yüksek  hızda çalışırken koroner damarlar normalse hasta testi gayet iyi tolere edecek ve yorulduğu zaman test sonlandırılacaktır. Ancak koroner damarlarındaki darlık ve tıkanıklıkları olan hastalarda kalp kasının  kanlanması  yeterli olmayacağı için hastada göğüs ağrısı ve/veya EKG değişiklikleri oluşmaya başlar ki bu durumda test sonlandırılır.Hasta oturtulur ve hastanın şikayeti düzelir. Test daima hekim kontrolünde ve her türlü ilk yardım malzemesi hazır bulundurulmak suretiyle güvenlik tedbirleri alınarak yapılır.

Efor testi koroner kalp hastalıkları tedavisinin de değerlendirilmesinde ve tedavi takibinde yapılır. Bunun dışında kalp kapağı hastalıklarının operasyon zamanlamalarının tayininde, kalbin uyarı çıkaran merkezin bazı özel durumlarında yapılır.  En önemlisi belirli yaşın üzerinde spora başlayanlarda bu test mutlaka yapılmalıdır. Test bazı ülkelerde programlı yüklenebilen bisiklet ile yapılmaktadır.

Stres EKG ileri derecede artrozu, yürüme özürleri olan hastalarda damardan belli protokolla Dobutamin gibi ilaçlar verilmek suretiyle de yapılabilmektedir.

Ritm Holter Tetkiki (EKG Monitörizasyonu)

Ritm Holter Tetkiki (EKG Monitörizasyonu)

Hastalar tarafından çarpıntı olarak tanımlanan ritm bozuklukları (taşikardi, bradikardi, sık gelen extrasistoller)  ile ileti kusurlarının  (bloklar)  yakınmanın görülmediği zamanlarda alınan EKG'lerde tespit edilememesi nedeniyle  hastalara ritm Holter dediğimiz bir ufak çanta büyüklüğündeki cihazı takılarak hastanın ritmi  24 saat kaydedilir. Sonra kayıt cihazı hastanede çıkarılarak ritm kayıtları incelenir.

Bu tetkik çarpıntı, bayılma gibi yakınmaları olan hastalarda varsa çarpıntının tipini, bayılmanın ritm bozukluğuna bağlı olup olmadığının bilinmesi açısından çok önemlidir. Bu testi birkaç defa yaptırmak gerektiği gibi 3 günlük vücutta bağlı kalabilen tipleri de vardır.

Tansiyon Holteri (Kan Basıncı Monitorizasyonu)

Tansiyon Holteri  (Kan Basıncı Monitorizasyonu)

Arteryel kan basıncı gün boyu değişiklikler gösterir. Genelde uyku sırasında  en düşük düzeydedir. Sabah uyandığımızda ilk alınan tansiyon değerlerini bazal değer olarak alırız. Gün içerisinde değişimler  gösterir. Heyecan, stres, aktivitelerle yükselir, istirahatle düşer. Bu değişimler sağlıklı kişilerde belirli fizyolojik sınırlar içerisinde değişkenlik gösterir.

Tansiyon Holteri  dediğimiz hastaya takılan mobil bir tansiyon aleti yardımıyla kan basıncının daha önceden planladığımız  zamanlarda ve sıklıkta tansiyonun ölçülmesi ve cihazın hafızasına kaydedilmesidir. Cihaz takılı iken hastaya normal zamanlardaki günlük aktivitelerine, rutin yaşam tarzına  devam etmesi söylenir.  Ayrıca  hastanın özel bazı şikayetleri olursa bunun zamanını verilen günlük notluğa yazması belirtilir. Daha sonra cihazdaki hastaya ait kan basıncı ölçümleri bilgisayarda okutularak hastanın tansiyonu ve gün içi  değişiklikleri tespit edilir.

Bu testin amacı sınırda kan basıncı olan kişilerdeki   bulguları, verilen tedavinin yeterli olup olmadığını, daha çok ne zaman tedavinin verilmesi gerektiğini göstermesi bakımından yararlı bir testtir.

Renkli Doppler Ekokardiyografi (ECHO)

  • Yüzey Ekokardiyografi,( Renkli akım, Doppler ve B-mode incelemeleri)

    Ultrason dalgalarının transdüser denilen aletle kalbe göğsün ön yüzünden gönderilmesi ve alınan dalgaların cihazda görüntü haline dönüştürülmesidir. Bu inceleme ile;

    • Kalp boşluklarının ölçülmesi, içerisinde trombüs dediğimiz pıhtı, ve tümör olup olmadığı, boşluklarda büyüme varsa derecesi ve sebebi, kalp zarında sıvı toplanması,
    • Karıncık duvarlarının kalınlığı, daha önce geçirilmiş kalp krizine bağlı olarak bölgesel olarak duvarların kasılıp kasılmadığı,kasılma fonksiyonlarının derecesi, gevşemede bozulma olup olmadığı,
    • Kalp kapaklarının iyice kapanıp kapanmadığı, geriye kan kaçırıp kaçırmadığı, kaçırıyorsa derecesi veya kapaklarda daralma olup olmadığı, kapaklarda iltihap varlığı , komşu iki boşluk arasında basınç farkları, protez kapakların takibi,
    • Doğuştan kalp hastalıkları (iki kulakçık veya karıncık arasında delik varsa tespiti, damarların pozisyonları, anomalilerin saptanması mümkündür.

    Bu yöntemin avantajı her zaman her merkezde yapılabilir olması, ucuz ve kansız bir yöntem oluşudur.

  • Transözofagiyal ekokardiyografi

    Gastroskobi probuna benzer takriben 90-100 cm uzunluğunda ucunda mobil ve dışarıdan yönlendirilebilen ince hortum şeklindeki probun boğaz uyuşturulduktan ve damardan sakinleştirici ilaç yapıldıktan sonra uç 30-40 cm'lik kısmın yutturulur. Buradan alınan görüntüler vücut dışından göğüsten yapılan tetkike göre önünde ciddi kas ve kemik yapısı olmadığı, kalbe çok yakın yerden çekim yapıldığı için çok nettir. En ince ayrıntılar Renkli akımlar, Doppler incelemeleri yapılmaktadır.

    Bu yöntem her hastada yapılmaz. Daha çok kulakçık ve karıncıklarda pıhtı olması olasılığı olan durumlarda (geçirilmiş felç Vb), Mitral ve aort kapakları ameliyatla değiştirilmiş hastalarda yapay kapakların yapısı ve fonksiyonlarının değerlendirilmesinde,mitral kapak alt yapılarının tetkikinde, aort yırtılmalarında, kapakların iltihaplarında, kulakçıklar arası delik ve defektlerin kesin tanısında uygulanır.

  • İntraoperatif transözofagiyal ekokardiyografi

    Açık kalp operasyonlarında özellikle kulakçık veya karıncıklar arası defektlerin tamirlerinde, protez kapak takılmaları sırasında geriye kaçak kalıp kalmadığını kontrol etmek için yemek borusu yoluyla da (transözofagiyal) uygulanan bir yöntemdir.

Kalp Kateterizasyonu ve Anjiyografi

Kalp kateterizasyonu ve anjiyografi tedavi değil, tanı (teşhis) yöntemidir. Kalp boşluklarının ve koroner arterlerin kontrast madde (bir çeşit tıbbi boya maddesi) verilerek görüntülenmesi ve “X” ışınları kullanılarak hareketli film çekilmesi esasına dayanır. Elde edilen veriler tedavinin yönlendirilmesinde çok kıymetlidir ve çoğu hastada tedavi stratejisinin seçimi için temel belirleyici olmaktadır. İşlemlerin başarı oranı %99’un üzerindedir.

İşlem öncesi hastalar 4-12 saat aç bırakılır. (ilaçlar su ile alınabilir). Hasta kateter laboratuarına alınmadan önce, daha iyi bir sterilizasyon sağlanabilmesi için kasık bölgesi traşının yapılmış olması gerekir. Gereğinde sakinleştirici bir ilaç uygulanır. İşlemin yapılacağı kasık ya da kol bölgesi uyuşturulur ve bu bölgedeki atardamara kanül yerleştirilir. (giriş yolu açılır). Plastik benzeri maddeden yapılmış ince bir boru (kateter) ile kalp boşluklarına ulaşılıp basınç kaydı yapılır; kontrast madde verilerek koroner arterler çeşitli projeksiyonlarda görüntülenir ve film kayıtları alınır, CD ye kaydedilir.

Bu işlem 20-30 dakika sürer. İşlem tamamlandıktan sonra kasıktaki kanül çıkartılır ve 10 dakika süre ile bu bölgeye bası yapılır. Kanamanın durduğu görüldükten sonra oldukça sıkı bir bandaj ile kapatılır. Ancak bazı tıbbi gereklilik hallerinde, kasıktaki kanülün daha uzun süre yerinde muhafaza edilmesi gerekebilir. İstisnai durumlar dışında, işlemden 24 saat sonra hastanın günlük yaşamına dönmesine izin verilmektedir.

Anjiyografi sırasında, nadiren, işlemlerle ilgili sorunlarla (komplikasyonlar) karşılaşılabilmektedir. İşlem yapılan damar bölgesinde ağrı, hafif şişlik ve morarma (hematom, ekimoz, psödo-anevrizma) olabilmektedir. Ancak, işlem bölgesinde onarım gerektirecek komplikasyonların olma olasılığı %2’dir. Nadiren inme (felç) ve miyokard enfarktüsü gelişme ihtimali vardır (1000’de 2 civarında). Hayati riskin 1000’de 2’den düşük olduğu bilinmektedir. Diğerleri kalp damarlarında ve boşluklarında delinme, ağır alerjik reaksiyona bağlı tansiyon düşüklüğü, bazı ritim bozuklukları, geçici kalp pili gereksinmesi vb. olup  bunlar artık günümüzde de çok nadir olarak görülebilir. Kreatinin ve üre değerlerinin yüksek olduğu hastalarda kullanılan iyotlu kontrast maddeye bağlı olarak, böbrek fonksiyonları bozulabilir. Ancak çoğunlukla bu bozulma geçicidir.

Balon Anjiyoplasti

Koroner Arter Hastalığı (KAH) kalp adalesini besleyen ve koroner arterler olarak adlandırılan atardamarların daralma ve tıkanması ile kan akımının kısmen ya da tam kesilmesi sonucu  ortaya çıkar. Koroner damarların yapısını en iyi gösteren tanı aracı koroner anjiyografidir. Koroner anjiyografi işlemi sonrasında herhangi bir işlem yapılmaksızın operasyon veya  ilaç tedavisine karar verilebilir. Uygun darlık ve tıkanıklıkları açmak için balon anjiyoplasti ve/veya stent (çelik kafes) uygulanabilir.

Koroner Balon Anjiyoplasti, koroner anjiyografi sonucunda hastalıklı damarına balon uygulaması kararı alınan hastalara, aynı seansta veya daha sonraki bir seansta daralmış veya tıkalı damarı açmak için yapılan tedavi girişimidir. Balon dilatasyon (balonla genişletme) işlemi kardiyoloji  kateter laboratuarında anjiyo işlemi sırasında veya daha sonra planlanarak yapılır. Kalp krizi geçiren hastalarda hemen vakit geçirmeksizin uygulanır.
Bunun için kateter denilen 2-3 mm kalınlıktaki plastik tüp koroner damarın ağzına yerleştirilir ve içerisinden geçirilen çok ince tel darlık bölgesinden geçirilir. Tel üzerinden önceden çapı ve boyu belirli balon sönük durumda koroner damardaki darlık bölgesine getirilir.Dışarıdan serum-boyalı madde verilerek şişirilir, damar açılır ve sonra söndürülerek çıkarılır.

İntrakoroner Stent

Koroner Stent (çelik tel kafes), koroner damarlarında balon tedavisi ile yeterli açıklık sağlanamayan ve / veya balon işlemi sonrasında damar içinde yırtılma meydana gelen hastalarda bu sorunları giderme amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Balon üzerine üretici firma tarafından yerleştirilen stent damar içinde balon şişirildiği zaman, damar iç duvarına monte edilmiş olur. Stent takıldıktan sonra  hasta serviste veya  koroner yoğun bakım ünitesine alınır. Hastanede kalma süresi genelde 1-2 gündür. İşlem sonrası ilk 6-12 saat boyunca işlem yapılan bacağın düz tutulması çok önemlidir.

Daralmış bölgenin uzunluğuna göre bir veya daha fazla stent gerekebilir. Haftalar içinde bu stentlerin üzeri ince bir zar  tabakası ile kaplanır ve stent damar duvarında yaşam boyu kalır. Yıllar içinde teknolojik olarak daha iyi kalitede stentlerin yapılması ile bu girişim By-pass ameliyatı gereksinimini bir miktar azaltmıştır. Balon ve stent uygulamasında başarı oranı %90-95’in üzerindedir. Altı aylık süreç içinde %20-30 olasılıkla tekrar daralma (restenoz) olabilmektedir. İlaç kaplı stentlerde bu ihtimal % 8-15’in aralığına inmiştir. Stent içinde daralma olması durumunda tekrar balon veya stent uygulanabilmektedir. Diyabetik hastalarda  tekrar daralma oranı daha yüksektir. Stent takılan hastalar ilaç kaplı stent takılmışsa ortalama bir yıl veya mümkünse yıllar için aspirin ve clopidogrel içeren ilaçlar kullanmalıdır.

Balon anjiyoplasti ve stent işleminin komplikasyon riski [kalp krizi (%1-2), acil bypass cerrahisi gereği (%1’den az)]çok düşüktür. Ani damar tıkanması (akut oklüzyon), işlem sırasında ve işlemden sonraki ilk 24 saat içerisinde balon ile tedavi edilen bölgede tıkanma ile ortaya çıkar. Ancak anjiyoplasti sırasında stent takılmış ise bu risk daha düşüktür.

Mitral Darlığı ve Balon Valvüloplasti

Mitral kapağı kalpte sol kulakçık ile sol karıncık arasındaki kapaktır. Geçirilmiş akut mafsal romatizması sonucu kapak daralır. Neticede yeteri kadar kan kulakçıktan sol karıncığa geçemez. İstirahat sırasında dar kapaktan geçen kan vücut ihtiyaçları için yeterlidir. Ancak efor sırasında buradan geçen kan yeterli olmadığı için nefes darlığı olur.
Tedavi seçenekleri, kapaktaki daralmanın derecesine bağlı olarak değişmektedir. Hafif darlıklarda ilaç tedavisi yeterlidir, orta ve ileri derece darlıklarda iki seçenek mitral balon valvülopasti veya açık kalp ameliyatıdır.

Mitral balon valvüloplastinin avantajları lokal anestezi ile yapılması, ertesi günden sonra işlerine gidebilmeleridir. Ancak valvüloplasti geçici bir yöntemdir. Fakat mitral kapak takılması operasyonunu ötelemesi avantajıdır.

Valvüloplasti İşlemi

Hastanın kasığı lokal anestezik madde enjekte edilerek uyuşturulur. Sonra kasık toplardamarına  girilir. Bir plastik boru (kateter)  yerleştirilir. Kateter  içinden gönderilen özel bir iğne ile kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına aradaki perde delerek geçilir. Kılavuz tel fluoroskopi altında sol kulakçığa ilerletilir. Tel üzerinden balon ilerletilerek daralmış olan kapağın içine yerleştirilir. Balon kapağın dar olduğu yerde şişirilir. Böylece kapak mümkün olduğunca genişletilir. Bu işlem birkaç kez tekrarlanabilir. Balon çıkarılır ve hasta ertesi gün evine gönderilir.

İşlem sırasında kapakta ciddi bir yırtık oluşabilir (% 2’nin altında ihtimalle) ve yırtığı düzeltmek için kalp ameliyatı gerekebilir. Acil kalp operasyonu, felç gibi riskler oldukça nadirdir.

Kalıcı Kalp Pili Takılması (Pacemaker implantasyonu)

Kalıcı Kalp Pili Takılması (Pacemaker implantasyonu)

Kalbimizin tıpkı bir şehrin elektrik şebekesine benzer bir sistemi olduğunu biliyor muydunuz? Gerçekte de sağ kulakçıkta yer alan ana merkezden (sinüs düğümü) çıkan uyarılar kulakçıklarla karıncıklar arasında yer alan bir ara istasyondan (atriyoventriküler düğüm) kısa bir bekleme ile geçtikten sonra yine özelleşmiş iletim yolları ile karıncıklara yayılır ve böylece ana merkezde üretilen elektriksel  uyarı tüm kalp kası hücrelerine iletilir. Kalbin elektriklenme olayını takiben kasılma olayı meydana gelir.

Uyarı merkezinin (sinus düğümü) yeterli hızda uyarı oluşturamaması veya iletim yolları üzerinde herhangi bir kesinti olması nedeniyle kalp atışlarının aşırı yavaşlaması halinde hastanın normal yaşamını sürdürebilmesi için gerekli kalp atış hızını sağlamak üzere vücuda yerleştirilen kalp pillerine gereksinim duyulur.Kalıcı kalp pilleri ileri derecede gelişmiş teknoloji ürünleri olup kalbin çalışmasını sürekli algılayarak gerektiği zaman  devreye girerler. Bazı türlerinde hastanın kalp hızının artması gerektiğinde buna hızlanarak yanıt verirler. Böylece hastanın kalp hızı yavaşlamasından dolayı bayılma, fenalık, baş dönmesi, nefes darlığı gibi yakınmaları ortadan kalkacağı gibi yaşam kalitesi de düzelir.

Kalp Pili Takılması İşlemi

Kalp Pili Takılması İşlemi İşlem genelde lokal anestezi ile, göğüste kalbe giden büyük toplar damarların içinden elektrod denilen ince tellerin kalbin kulakçık ya da karıncıklarından birine veya her ikisine yerleştirilmesi ve bunların göğüs cildi altına yerleştirilen bir jeneratöre bağlanması şeklinde yapılır. Bu, genelde 30-60 dakika süren bir işlemdir. Hastanede yatış süresi 2-5 gün olabilir.

Kalp Pili Takılması İle İlişkili İstenmeyen Olaylar

Kalp Pili Takılması İle İlişkili İstenmeyen Olaylar

Kalıcı kalp pili uygulaması küçük ölçekli bir cerrahi işlemdir. Dolayısıyla uygulamada bazı komplikasyon dediğimiz istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Ancak bu işlemlerde komplikasyon riski oldukça düşüktür ve çoğu kez hayati önem taşımaz. Uygulama sırasında damara girerken akciğer zarının yırtılması, toplardamar yerine iğnenin atar damara girmesine bağlı kanamalar ve ritim bozuklukları sayılabilir. İşlemden sonra yara yerinin mikrop kapması da olasılıklar arasında olmakla birlikte bu seyrek görülen bir durumdur. Bunu önlemek üzere koruyucu antibiyotik tedavisi verilecektir.

Uygulamadan sonra 24 saat yataktan kalkmadan yatmanız gerekebilir. İşlemden 6-10 gün sonra dikişler alınacaktır. Kalıcı kalp pili yerleştirildikten sonra genelde yaşamınızda önemli bir değişiklik olmayacaktır. Ancak kalp pilinizi olumsuz etkileyebilecek davranışlar ve çevre koşulları ile ilgili olarak hekiminiz sizi bilgilendirecektir.

Yaşamsal önemi olabilecek kalıcı kalp pili uygulaması gereken hastalarda bu tedavinin yerine geçebilecek bir tedavi yöntemi yoktur. Ortalama 5-6 yıl sonra pil ömrü tükendiğinde bu kez pilin sadece jeneratörü değiştirilecek, tellere dokunulmayacaktır. Pil takıldıktan sonra belli aralarla hekiminiz tarafından kontrol edilmeniz gerekecektir.

Koroner Anjiyografi

Koroner Anjiyografi

Koroner anjiyografi bir tedavi değil, tanı yöntemidir

Alınan tüm önlemlere, yapılan tüm bilgilendirmelere rağmen kalp hastalıkları dünyada hala ölüm nedenlerinin başında geliyor. Bu hastalıklar aniden ya da belirtilerini önceden göstererek ortaya çıkabiliyor. Kalp damarlarında yaşanan değişimleri gösteren en önemli teşhis yöntemlerinin başında ise anjiyo geliyor.

Uzun yıllardır başarıyla uygulanan anjiyo bugün kasıktan ve el bileğinden olmak üzere farklı şekillerde uygulanabiliyor.

Koroner kalp hastalığı nedir?

Kalbe kan ve oksijen sağlayan ince damarların artarak daralmasına koroner arter hastalığı denir. Genellikle yağlı bir maddenin oluşturduğu plaklar (ateroskleroz) nedeniyle oluşuyor. Koroner arterler daraldıkça, kalbe giden kan gittikçe azalıyor, hatta kesilebiliyor. Bu hastalık göğüs ağrısı, nefes darlığı, kalp krizi gibi belirtilere sebep oluyor. Koroner arter hastalığı veya aterosklerotik kalp hastalığı gibi isimler de alıyor. Koroner kalp hastalığı, erkeklerde 35 yaşın üzerinde kadınlarda ise 45 yaşlarından sonra meydana gelen bir sorun. Ani olarak ortaya çıkabildiği gibi ön belirtilerini de gösterebiliyor.

İstatistikler, Türkiye’de en sık görülen ölüm sebebinin koroner kalp hastalığı olduğunu gösteriyor. 40 yaşından sonra koroner kalp hastalığı saptanma olasılığı erkeklerde yüzde 49 iken bu oran kadınlarda yüzde 32’ler seviyesinde gözleniyor. Kadınların yaşla birlikte kalp hastalığı riski de artıyor. Koroner kalp hastalığı gelişme riskini arttıran pek çok faktör bulunuyor. Bu faktörlerden bir kısmı düzeltilebilen faktörler olduğu için bir anlamda kalp hastalığından korunmak da mümkün olabiliyor.

Risk grubu

Koroner kalp hastalığı riski;

• Ailede koroner kalp hastalığı olanlarda

(özellikle 50 yaşından önce)

• Erkeklerde

• Yaşı ilerleyen kişilerde

• Sigara kullananlarda

• Yüksek tansiyon hastalarında

• Şeker hastalarında

• Yüksek kolesterol hastalarında

(özellikle yüksek LDL seviyesi ve düşük HDL seviyesi)

• Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde

• Kilolu insanlarda

• Menopoz dönemindeki kadınlarda

daha fazladır.

Semptomları neler?

En önemli belirtisi, birdenbire, merdiven çıkarken göğüs ortasında görülen yaygın ağrı. Bu ağrı sadece göğüs ortasında kalabildiği gibi; boyuna, sol kola veya iki kola vurabiliyor. Ağrı, dinlenmekle birlikte 5-10 dakika içinde geçebiliyor. Ağrı geçtikten sonra hasta normal fiziksel aktivitelerine devam ediyor. Hastanın önemsiz gibi gördüğü bu ağrı, hekim için çok önemli. Çünkü birçok hasta, geriye dönük sorgulama yapıldığında, böyle bir ağrı yaşadığını ancak önemsemediğini söylüyor.

Koroner anjiyografi ne ve neden yapılıyor?

Kalp damarlarını en detaylı ve en doğru olarak görüntülemenin yolu halen koroner anjiyografi. EKG, ekokardiyografi, stres testi, talyum myokard perfüzyon sintigrafisi, MR ve multislice tomografik anjiyo gibi çeşitli incelemelerde kalp damar darlığı görülüyor veya şüpheleniliyorsa koroner anjiyografi ile doğrulamak zorunlu oluyor. Koroner anjiyografi çekimlerinin incelenmesinden sonra koroner darlıklar için nasıl bir tedavi yapılacağına karar veriliyor.

Anjiyo riskli bir işlem mi?

Koroner anjiyografi, seneler içerisinde meydana gelen teknolojik gelişmelerle neredeyse risk içermeyen bir inceleme şekli haline geldi. Gelişmiş merkezlerde, yaygın disseksiyon, infarktüs, böbrek yetmezliği, ciddi ritim bozuklukları, embolizasyon gibi büyük komplikasyon riski yüzde 0.1’in altında seyrediyor. İlaç alerjisi, giriş damarında kanamaya bağlı komplikasyonlar, lokal disseksiyon, iyi huylu ritim bozuklukları gibi daha küçük komplikasyonlar ise yüzde iki ve altındaki oranlarda görülüyor.

Bu işlem nasıl yapılıyor?

Koroner anjiyografi donanımlı özel laboratuvarlarda deneyimli ekip ve deneyimli kardiyologlar tarafından yapılmalı. Bu işlem kol veya kasık damarı kullanılarak yapılıyor. Damara ince bir kateter yerleştiriliyor ve bu kateterin içerisinden daha ince kateterler geçirilerek kalp damarlarının ağzına ulaşılıyor. Bu kateterlerden verilen boya (opak madde) sayesinde kalp damarlarının (koroner damarlar) içi dolduruluyor ve görüntüler hareketli olarak kayıt ediliyor. İşlem 10-20 dakikada tamamlanıyor.

Hastanın işlem öncesinde nelere dikkat etmesi gerekiyor?

İşlem öncesinde hekiminiz size ayrıntılı bilgi vermeli. Anjiyo kararından önce hekim tarafından muayene yapılıyor. Hekimin gerekli gördüğü kan testleri ve radyolojik testler yapıldıktan sonra anjiyografi uygulanıyor. Kasık veya kol bölgesi seçimine göre tıraş ve temizlik yapılıyor. Sterilizasyon sağlandıktan sonra lokal anestezik maddeler ile giriş bölgesi uyuşturuluyor. İşlem sırasında ağrı duyulmuyor, sadece boya maddesinin enjeksiyonu sırasında bir defalık ve 10-15 saniye süre ile tüm vücuda yayılan bir sıcaklık oluşuyor. İşlem bittikten sonra eğer balon ve stent uygulaması gerekmiyorsa kişi odasına alınıyor.

İşlemden sonra, işlem sırasında seçilen yönteme ve giriş yerinde kanamayı engellemek için yapılacak işleme göre 2 ila 6 saat arasında hastanede gözlem gerekiyor. Kişi hastaneden çıktıktan sonra normal yaşantısına hemen geri dönebiliyor.

Sonuçlar Nasıl Değerlendiriliyor?

İşlem sırasında yapılan kayıtlar hekim tarafından değerlendiriliyor ve hastanın ne tip bir tedaviye ihtiyacı olduğu belirleniyor. Genelde kadınlarda biraz daha fazla olmak üzere bir merkezde yapılan koroner anjiyografilerin yüzde 10-18’i normal bulunuyor. Yani kabaca beş anjiyo kararı verilen kişinin biri sağlıklı olarak teşhis ediliyor. Hastalık bulunan bireylerin ise büyük bölümünde ilaç tedavisi ve/veya balon ve stent gibi girişimsel tedavi uygulanıyor. Koroner anjiyografi bittikten sonra eğer girişimsel kardiyoloji metotları ile damar darlıklarını tedavi etmeye karar verilmişse işleme devam edilmesi doğru oluyor. Böylece ikinci bir hazırlık safhası ve tekrar damar zedelenmesi ile hastane yatışının uzaması engellenmiş oluyor.

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--