Medistate

Üroloji

Giriş

Modern tıp teknolojileriyle donatılmış olan Medistate Kavacık Hastanesi Üroloji Kliniği’nde; böbrek, üreter, mesane, prostat hastalıkları, testis ve penis hastalıkları, çocukluk çağı ürolojik hastalıkları, kadınlarda üriner sistem hastalıkları, erkek cinsel fonksiyon bozuklukları, erkek kısırlığı gibi hastalıkların tanısı, medikal ve cerrahi tedavisi yapılmaktadır.

İyi Huylu Prostat Büyümelerinde TUR-P, Plazmakinetik ile TUR, Greenlight PVP gibi lazer uygulamaları  gerçekleştirilmektedir.

Medistate Kavacık Hastanesi Üroloji Kliniği prostat kanseri vakalarında HIFU yöntemi uygulanan nadir merkezlerden biridir.

Böbrek ve üreter taşlarında rigid ve flexible üreteroskopi yöntemleri uygulanarak operasyonlar endoskopik olarak yapılabilmektedir. Böbrek taşlarında ayrıca Perkütan Nefrolitotomi operasyonu gerçekleştirilmektedir.

Mikroskop kullanılarak yapılan mikrocerrahi varikoselektomi ile operayon sahası 8-10 kata kadar büyütülerek testiküler arter korunabilmekte, nüks ve hidrosel gelişme sıklığı azaltılmaktadır. Böylelikle operasyonun başarı şansı artmaktadır.

İdrar Kaçırma

İdrar Kaçırma

Kadınların Gizli Sorunu: İDRAR KAÇIRMA

30 yaşın üzerindeki her 4 kadından 1’İ idrar kaçırmadan şikayet ediyor. Özellikle menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda, çok doğum yapmış kadınlarda, hatta bazen de hiç doğum yapmamış kadınlarda görülebiliyor.

İdrar Kaçırma 3 şekilde karşımıza çıkıyor:

  • 1.Stres İnkontinans: Öksürme, hapşırma, aniden ayağa kalkma, gülme, ağır bir şey kaldırma gibi, ani karın içi basınç arttığı durumlarda, damla damla ya da daha fazla idrar kaçırma şeklinde görülür.
    Alta yatan neden, mesane ve mesaneden dışarı açılan kanal kapakçıkların yetersizliği ya da zayıflığı olabilir. Risk faktörü, gebelik, doğum ve menopozdur.
  • 2.Urge İnkontinans: Aniden oluşan idrar yapma hissiyle idrarın kaçırılması durumudur. “idrarı yetiştirememe” olarak da tanımlanır. Mesanede aniden ortaya çıkan istemsiz kasılmalar neticesinde meydana gelir. Kişi tuvalete yetişemeden idrar kaçırma oluşur. Bunun yarattığı sıkıntıyla kadın geceleri de dahil olmak üzere çok sık tuvalete gider.
    İdrar yolları enfeksiyonları, idrar yollarında taş, kum gibi mesane iltihaplanması yapan sebepler, barsak problemleri, parkinson hastalığı, alzheimer hastalığı, inme ve multipl skleroz gibi hastalıklar sebep olabilir.
  • 3.Mikst İnkontinans: Her iki idrar kaçırma tipi birlikte görülür.
    İdrar Kaçırma, herhangi bir tıbbi ya da psikolojik durumla ortaya çıkabilir. Altta yatan sebebe göre de, geçici ya da kalıcı olabilir. Tanı konması kolaydır. Çoğunlukla tedavi edilebilir.

Alınacak Önlemler Nelerdir?

Yaşam tarzında yapılacak bazı değişikliklerle idrar kaçırma riskini azaltmak mümkündür. Örneğin:

  • İdeal kiloda olmaya çalışın.
  • Sigara kullanmayın, kullanılıyorsanız bırakın.
  • Mesane uyarıcı etkisi olan yiyecek ve kafeinli içeceklerin tüketimini sınırlayın.
  • Lifli gıdadan zengin bir beslenme şekli belirleyin, kabızlığı engellenmeye çalışın.
  • Düzenli fiziksel aktivite yapın, egzersizi hayatınızın içine dahil edin.
  • Özellikle gebelik döneminde olmak üzere, kegel egzersizlerini günlük yaşamda uygulamaya çalışın.
  • Düzenli sağlık kontrolü yaptırın.

Taş Hastalıkları

Böbrek Taşları

İdrar yolu taşları, idrarda çözülemeyen ve atılamayan kimyasal maddelerin, zamanla kristalleşmesi ve birikmesiyle, böbrekte ya da idrar yollarının herhangi bir yerinde oluşan sert cisimlerdir.

Görülme Sıklığı

Üriner sistem taş hastalığı tüm dünyada %5 - %10 oranında görülmektedir. Sıcak iklimlerde ve kurak dağlık kesimlerde daha sıktır. En çok 30-50 yaşlar arasında görülmektedir. Ülkemizde 2008 yılında yapılan çalışmanın sonucuna göre toplumda 100 kişiden 11.2’sinde taş hastalığı mevcuttur ya da bu nedenle tedavi görmüştür. En sık Güneydoğu Anadolu bölgesinde rastlanıldığı görülmektedir. Birinci derece akrabalarında üriner sistem taşı olanlarda, bu hastalığın gelişme olasılığı birkaç kat artmaktadır.

Belirtileri

Ağrı, en sık rastlanan belirtidir. Böbrek ağrısının şiddeti, bazı kişilerde belli belirsiz bir sızlama şeklinde görülürken, bazılarında son derece şiddetli, kıvrandırıcı ve hastaneye yatmayı gerektirecek yoğunluğa kadar ulaşabilir. Genellikle “boşluk” olarak adlandırılan, kaburgaların altından başlayıp sırttan öne, kasıklara doğru vuran şiddetli ağrı şeklindedir. Kimi zaman hastayı kıvrandıracak kadar şiddetli olabilir. Çoğunlukla, bulantı, bazen de kusma görülmektedir. Bazı hastalarda idrardan kan da gelebilir. İdrar yaparken yanma, sızlama, sık idrara çıkma, gece idrara gitmek için uyanma, acil idrara çıkma, tuvalete gidince az idrar yapma ya da hiç idrar yapamama gibi şikayetler olabilmektedir. Belirti vermeyen böbrek taşlarına da rastlanabilir. Bu taşlar, ancak kontrol sırasında ya da başka amaçla çekilmiş filmlerde tesadüfen saptanır.

Taş hastalığı tekrar edebilen bir hastalıktır. Bir defa taş oluştu ise, 5 yıl içinde %50 ihtimalle yine oluşacaktır. Bu yüzden idrarla ilgili en ufak bir şikayet olduğunda, hemen bir üroloji uzmanına başvurmak gerekir.

Tanı

Laboratuvar incelemeleri hastalığın tanısında büyük önem taşır. İdrarda kan aranması, idrarın asit derecesinin belirlenmesi, kanda kalsiyum ve ürik asit düzeylerinin ölçülmesi tanı için değer taşıyan incelemelerdir. Taşların tedaviye yönelik kimyasal analizi ve idrar kültürü de çok önemlidir.

Temel tanı yöntemlerinden biri, radyolojik incelemedir. Ultrasonografik inceleme, hastaya zarar vermemesi ve uygulama kolaylığı nedeniyle birinci tercihtir. Şüpheli ya da acil durumlarda, düşük doz radyasyon uygulamalı Bilgisayarlı Tomografi yöntemi de tercih edilebilir.

Damardan enjekte boyalı maddeler aracılığıyla idrar yollarının görüntülenmesi gerekebilir.

Korunma Yolları

Taş oluşumunda beslenme alışkanlıklarının de rolü büyüktür. Beslenme düzenine dikkat ederek büyük ölçüde taş oluşumunu önlemek mümkündür.

  • Başlıca su olmak kaydıyla, bol miktarda (günde 2,5 litre) sıvı almak, ancak daha da önemlisi idrar günlük çıkışını 2 litre üzerinde tutmak tavsiye edilir.
  • Kola, gazoz gibi idrarda asit-baz dengesini bozan içeceklerden kaçınmak gerekir (Sitratlı içecekler uygundur)
  • Greyfurt, portakal ve elma suyu, taş hastalığı riskini arttırabilir. Öte yandan saf limon suyu içerdiği sitrik asit dolayısıyla kalsiyum taşlarına karşı koruyucudur.
  • Süt ve süt ürünlerinin hiç tüketilmemesi, taş oluşum riskini arttırır. Kalsiyumdan yoksun diyetler uygulanmamalıdır. Süt, yoğurt, peynir gibi besinler makul ölçülerde tüketilmelidir.
  • Bol lifli besinler tüketilmelidir.
  • Yüksek oksalat içeren pancar, soya, kara çay, çikolata, kakao, kuru incir, karabiber, fındık, maydanoz, haşhaş tohumu, ıspanak, çilek, böğürtlen vb. gibi besinleri aşırı tüketmemek gerekir.
  • Ürik asit taşları için; Pürin içeren ançuez, sardalya, sakatat, kuru bakliyat, mantar, ıspanak, kuşkonmaz, karnıbahar ve et tüketimini kısıtlaması önerilir.
  • Tuz kullanımını azaltmak gerekir.
  • Bol bol hareket edip vücudu incitmeyecek şekilde egzersiz yapmak tavsiye edilir.
  • Stresten uzak bir hayat önerilir.

Girişimsel Tedavi Yöntemleri

Taş hastalığının başlangıç ve acil safhasında tüm hastalar için benzer tedavi uygulanır. İlk safhada, küçük boyutta taşın kendiliğinden düşmesi beklenirken, sadece ağrı kesiciler ve su içmesi önerilir. Ağrı kesici ve sıvı tedavisini ağız yoluyla alabilen hastalar evine gönderilerek ayaktan takip edilir. Ancak ağrı çok şiddetliyse ve hasta su içemiyorsa, hastaneye yatırılması gerekebilir. Taşın düşürülemediği durumlarda ise girişimsel tedavi yöntemleri tercih edilir.

1. ESWL Taş Kırma (vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma)

Bir odaktan çıkan şok dalgaları taşın üzerine yönlendirilerek taş kırılır. X-ray ve ultrasonla odaklama yapan cihazlar mevcuttur. Kırılan taş parçaları idrar yoluyla vücuttan atılır. ESWL bütün taşlarda başarı sağlayamaz. Başarı, taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi, tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir.

ESWL seansı sırasında rahatsızlık hissi ve ağrı duyulabilir. Bu nedenle tedavi öncesi ağrı kesiciler kullanılır. İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz.

2. Ureterolitotripsi (URS)

İdrar yolundan özel bir endoskopik alet gönderilerek taş görüntülenir ve temizlenir. URS’de herhangi bir kesi yapılmaz. İnce ve esnek endoskopla üreter içerisinde ilerleyerek, tıkanıklığa yol açan taşa ulaşılarak taş çıkartılır. Esnek özellikte olan endoskopik cihazlarla da böbrek içerisinde uygun boyutta olan taşlar lazer yardımıyla buharlaştırılabilir. Hastaların çoğu aynı gün evlerine dönüp, bir gün sonra normal yaşamlarını sürdürebilirler.

3. Perkütan Nefrolitotomi (PCNL)

Endoskopik böbrek taşı ameliyatında, hastanın sırt bölgesinde, böbrek hizasına 0,5 -1 cm boyutunda bir kesi yapılır. Röntgen kontrolü altında böbreğe iki ucu açık ince bir tüp yerleştirilir. Bu tüpten yerleştirilen optik cihaz yardımıyla taş video sistemiyle monitörde görülür ve özel aletler yardımıyla çıkartılır. Perkütan ameliyatının en önemli üstünlüğü, vücut dokularının normal yapısının korunmasıdır. Bunun sonucunda iyileşme süreci hızlıdır. Hastaların ameliyat sonrası dönemi, açık ameliyata göre çok daha rahat geçmektedir. Hastalar genellikle 2-3 günde taburcu edilerek, günlük aktivitelerine hızla kavuşurlar. Bu süre, açık böbrek taşı ameliyatıyla karşılaştırıldığında oldukça kısa bir süredir.

Takip

İlk taş olayından bir yıl sonra, hastalar ultrason ve direkt filmle kontrol edilir. Bu dönemde yeniden taş hastalığı yaşamamak için, hastaların özellikle sıvı alımına ve ilave tuz kullanmamaya dikkat etmesi gerekir. Uygun ilaç veya taş oluşumunu engelleyen koruyucu tedavi de önerilebilir. /p>

Çocuklarda İdrar Kaçırma

İdrar kaçırma, beş yaşından büyük çocuklarda, istemli ya da istemsiz, en az ardışık üç ay süreyle, giysiye ya da yatağa, gece-gündüz idrar kaçırılması olarak tanımlanır. Gündüz saatlerinde idrarını kontrol etmeyi öğrenen ve alt bezinden kurtulan çocukların bir kısmı, gece uyku sırasında idrar yapmaya devam ederler. Bu alt ıslatma, idrarını tutamayıp küçük miktarda kaçırmanın ötesinde, idrarın tümünü boşaltmak biçimindedir. Anneler, ertesi sabah iç çamaşırı, pijama ve çarşaflarını, hatta şiltelerini ıslak bulurlar. İlkokul çağına kadar kısmen hoş görülebilen bu durum, ailenin olduğu kadar çocuğun kendisi için de önemli bir sorun halini alır. Bilimsel açıdan bakıldığı zaman, 7 yaşına gelmiş çocukların %5 - %10'unda görülen bu durum, haftanın 3 ya da daha fazla gecesinde ortaya çıkar. Erkek çocuklarda daha sık görülür.

Görülme Sıklığı

Görülme sıklığının dünyada %5 -%22 arasında olduğu bildirilirken, ülkemizde bu oranın %12,4 - %25,5 olduğu saptanmıştır. Erkeklerde kızlara göre daha sık görülmektedir.

Olası Nedenler

  • Aile fertlerinde daha önce benzer duruma rastlanmış olması
  • İdrar torbasının yeterince büyümemiş olması, (Bu çocukların gündüz saatlerinde de sık idrara çıktıkları görülür)
  • İdrar torbasında normalde olmaması gereken, istemsiz gelişen kasılmalar
  • Uykunun derin olması ve çocuğun mesanesinin dolması nedeniyle beyne giden habere rağmen uyanamaması
  • Gelişmiş insanda gece-gündüz farkının algılanmasıyla oluşan ve otomatik olarak gece böbreklerin idrar oluşturmasını azaltan "Vazopressin" isimli hormonun, bu çocuklarda yeterince ve zamanında salgılanmaması
  • Ailede, ölüm, ayrılık, geçimsizlik, hastalık okul başarısızlığı gibi olayların kaygı yaratması
  • Yeni bir kardeşin doğması (Çocuğun ilgiyi tekrar üzerinde toplayabilmek için kardeşine özenerek altını ıslatmasına neden olabilir)

Tanı

Tedavi planlanan bir çocukta, bu problemin gerçek nedeninin doğumsal bir yapı bozukluğu olmadığından emin olmak gerekir. Genellikle idrar tahlili ve ultrasonografik incelemeyle idrar iltihabı ve böbrek-idrar torbası yapılarında anatomik bozukluk olmadığı tespit edildikten sonra "Gece İdrar Kaçırma" sorunu tedavi edilmeye çalışılır. Beraberinde gündüz kaçırma şikayeti olan çocuklar ayrı değerlendirmeye tutulurlar.

Tedavi

Başlıca 2 tedavi yöntemi vardır.

1. Davranış modifikasyonu (motivasyon tedavisi, alarm tedavisi, mesane retansiyonu eğitimi)

2. İlaç tedavisi (antikolinerjikler, trisiklik antidepresanlar, vasopressin)

Çocuğun Tedaviye Hazırlanması

Genellikle ailenin bu konuda şikayete başladığı 5-6 yaş döneminde, çocuk henüz durumunun bir sorun olduğunun farkında değildir. Doktorun bu konuda hem çocuğu bilinçlendirmesi, hem de ailenin konuya bakış açısını yönlendirmesi gerekir. Tedavi hangi türde olursa olsun sonuca varmanın uzun sürebileceği, moral bozukluğuna yer olmaması gerektiği vurgulanmalıdır.

Alışkanlıkların Gözden Geçirilmesi

Gece yatmadan önce sıvı alımının azaltılması ve idrara çıkılması, ilk akla gelen tavsiyedir. Ancak bunun dışında, gündüz saatlerinde uzun süreler idrarını tutan çocukların bu alışkanlıklarından vazgeçirilmesi de önemlidir.

Tuvalete Çıkma Çizelgesi

Küçük çocukları motive etmek ve alt ıslatma istatistiği elde etmek için kullanılır. Bu çizelgede alt ıslatma olmadığı günler çizelge üzerinde birer sembolle (yıldız veya çiçek resmi gibi) aile tarafından işaretlenir. Çocuğun bu günlerde ödüllendirilmesi fayda sağlayacaktır. Aynı çizelge gün içi idrar kaçırmalarda da işlenirse, hekimin çocuğun ritmi hakkında fikir sahibi olmasını sağlar.

Alarm Sistemleri

İç çamaşırına ya da yatak çarşafı üzerine konan, ıslanmaya duyarlı bir parçası olan, idrar yapılmaya başladığı an ses uyarısıyla çocuğu uyandıran bu sistemler, gece idrar kaçırmalarında başarıyla kullanılan tedavi yöntemlerinden biridir. İlk günlerde çok yararlı gibi görünmese de, 6-8 haftalık tedaviyle sonuç alınabilmektedir.

İlaç Tedavileri

Gece boyunca böbreklerin idrar oluşturma hızını azaltacak ilaçlar kullanılmaktadır. Ana maddesi desmopressin olan ve buruna sıkılarak veya ağızdan alınarak kullanılan bu ilaç, gece boyunca idrarın daha az salgılanmasını sağlar, mesanenin dolma zamanını uzatır. Çocukların en az %70'inde iyi sonuç verir.

İnatçı Vakalar

Tedavi yöntemlerinin tek tek uygulanması dışında, zor cevap alınan çocuklarda kombine edilerek kullanılması veya yöntem değiştirerek her aşamada bir tanesinin kullanılması gibi yaklaşımlar uygulanabilir. Ürodinamik incelemeler adı verilen testlerle mesanenin fonksiyonu hakkında bilgi sağlanması gerekebilir. Altta yatan psikolojik/nörolojik sebeplerin dışlanması açısından ürolog tarafından yan branşlarla konsültasyon yapılması gerekebilir.

HIFU

HIFU

LOKALİZE PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİNDE ULTRASON TEKNOLOJİSİ İLE EN GÜVENİLİR YÖNTEM OLAN  “Minimal invaziv-Ablatherm HIFU”, 
MEDİSTATE KAVACIK HASTANESİ’NDE UYGULANIYOR...

Medistate Kavacık Hastanesi prostat kanseri tedavisinde devrim niteliğinde bir yönteme imza atıyor.  Medistate Kavacık Hastanesi’nde neştersiz ve kansız olarak yapılan bu operasyon dünyada uygulanan en güvenilir yöntemler arasında yer alıyor. Hastalarda oluşturduğu yan etkinin de diğer operasyonlara göre çok az olması uygulamanın en önemli avantajları arasında...

Noninvaziv-Ablatherm HIFU (High Intensity Focused Ultrasound) teknolojisi” Nedir?

Prostat kanserinin non-invaziv tedavisi için 15 yıllık bir araştırma sürecinin sonucunda yüksek yoğunluklu odaklanmış ses dalgaları (ultrason) kullanan Ablatherm HIFU teknolojisi geliştirilmiştir. Dünya'da tedavide kullanımı gün geçtikçe artan, güvenilirliği bilimsel çalışmalarla ispatlanmış, operasyon sonrası hızlı iyileşme süresine olanak tanıyan, her prostat kanseri endikasyonu olan hastada uygulanabilen Ablatherm HIFU teknolojisi, Türkiye’de prostat kanserinde teknolojisi yüksek tek tedavi yöntemdir.
HIFU işlemi ameliyathanede, anestezi altında yapılmaktadır. Önce kapalı prostat ameliyatı (TURP) yapılarak prostatın idrar yolu çevresindeki kısmı temizlenir. Sonra yakma işlemi gerçekleştirilir. Hasta sadece iki gün kadar sondalı kalır ve sonra taburcu olur.
HIFU’nun avantajı açık ameliyat yapılmamasıdır. Bu nedenle açık ameliyattaki yan etkilerin derecesi ve sıklığı HIFU’da daha azdır. İyileşme süresi de çok kısadır. Özellikle açık ameliyatın riskli olduğu durumlarda, radyoterapiden sonraki nüks durumlarında başarıyla kullanılabilmektedir.

HIFU ile lokalize prostat kanseri tedavisinin bazı avantajları şunlardır:

  • Etraftaki organlara hasar vermeden kanser dokusuna müdahele edilebilmesi.
  • Radyasyonun zararlı etkilerine maruz kalmama.
  • Hastanede kalma süresinin kısa olması.
  • Tedavi spinal anestezi altında bir oturumda sonuçlandırılması ve gerektiğinde tekrar edilebilmesi.
  • Tedavi herhangi bir nedenle tamamlanamazsa diğer alternatif tedavi yöntemlerine geçişe olanak tanıması.
  • Eksternalradyoterapi sonrası lokal nükslerin tedavisine olanak tanıması.

HIFU Tercih Sebepleri

  • Tek uygulamayla tam ve etkili sonuç elde edilmesi,
  • Gerektiği takdirde tekrarlanabilme olanağı,
  • Çok kısa süre hastane yatışı,
  • Çok düşük oranda komplikasyon ihtimali HIFU tercihi için başlıca nedenlerdir.

Bu tedavi seçeneği;

  • Evre T1-T2’de olan lokalize prostat kanserli hastalara,
  • Gerek yaşları gerekse durumları veya herhangi bir hastalıktan dolayı nradşkalprostatektomi uygulanamayan hastalara,
  • Radikal cerrahiye alternatif minimal invazif yöntemi tercih eden hastalara tavsiye edilmektedir.

Ek olarak;

  • Daha önce radyoterapi almış veya Radikal prostatektomi geçirmiş ve tekrar lokal nüks gösteren hastalarda da “kurtarma” tedavisi olarak kullanılabilmektedir.

Oldukça yeni sayılan bu minimal invaziv yöntem 2000 yılından itibaren Avrupa’da kullanılmaya başlandı ve 2006 Eylül ayına kadar Avrupa’daki çeşitli merkezlerde 11.000’den fazla hasta bu yöntemle başarı ile tedavi edildi.

Sünnet

Sünnet

Sünnet Ne Zaman Yapılmalıdır, Erken Sünnetin Faydaları  Nelerdir, Genel Anestezi Gerekli Midir?

Sünnet penis başını çevreleyen derinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. İlk bir yaşta daha çok görülen idrar yolları enfeksiyonunu10 kat azaltmaktadır. Hijyen daha kolay sağlanır ve penis ön derisinin yapışıklıkları önlenmiş olur.

Sünnet zamanı seçimi pek çok aile için kafa karıştıran çok önemli bir konudur. Erken sünnet, bebeğin doğumunun ardından 24 saat beklenip gerçekleştirilir.

"Yenidoğan sünnetin" avantajları...

  • Lokal anestezi sayesinde bebekler genel anestezinin olumsuzluklarından uzak kalıyor.
  • Yara iyileşmesi daha kolay oluyor.
  • Enfeksiyondan korunuyorlar.Sünnet olduktan sonra bebek aynı şekilde giydirilebiliyor.
  • Pansumana ihtiyaç olmuyor.
  • Bebeğin ağrısının olma ihtimaline karşın annenin emzirmesi ağrının dinmesini sağlıyor.
  • Bebeğin yarası en az 24-28 saatte iyileşiyor.

İlk 24 saati geçirip sünnet yapmak bebeklerin ağrı duygusunun çok az olması nedeniyle sıkıntı yaratmıyor. Annenin bebeğini emzirmesi,sütteki bazı maddelerin yatıştırıcı etkisi bebeğin bu süreci daha rahat atlatmasını sağlıyor.

Sünnetin yararlılığı konusunda sayısız çalışma olmakla beraber sünnet zamanlaması konusunda görüş birliği yoktur. Konusunda uzman kişilerce, hastanelerde,yenidoğan döneminde gerçekleştirilen sünnet;bebek,aile ve doktor açısından en az soruna yol açmaktadır.

Genel olarak 3 ile 6 yaş arası çocuklarda sünnetin sakıncalı olduğu söylenir ama bu durumun bilimselliği kanıtlanmamıştır.

Bilinçli çocukta sadece bölgesel uyuşturucu kullanılarak sünnet yapılması yüksek derecede psikolojik hasar verme riski taşır,ama çocuğun uyutulması şartıyla,ağrısız ve rahat bir sünnet işlemi gerçekleştirilirse yaşın çok büyük bir önemi kalmamaktadır.

Cerrahi işlemin Hastane koşullarında yapılması en doğru seçim olacaktır.

Halen pek çok sağlık kurumunda lokal(sadece penisin uyuşturulması) ve genel anestezi(hastanın narkozla uyutulması)ile sünnet yapılmaktadır.Ancak son yıllarda 3 ayını geçmiş çocuklarda kullanılacak anestezi şeklinin genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur. Genel anestezi hem çocuğu ruhsal bakımdan koruyacak hemde iyileşme sürecini kısaltacaktır.Şüphesiz bu konforlu ve daha insancıl bir yaklaşım olmaktadır.Ayrıca günümüzde uygun ortamda,çocuklara özel, ileri teknoloji kullanılarak verilen genel anestezi eski yıllara göre çok daha güvenli hale gelmiştir.

Komplikasyon ve sakıncalar

Sünnet sırasında derinin fazla kesilmesi, kötü nedbe dokusu kalması,kanama, şekil bozuklukları,idrar yolunun zarar görmesi gibi kalıcı sakatlıklar ve enfeksiyon, karşılaşılabilecek problemlerdir.Konuda deneyimli kişilere yaptırılması ile bu tür komplikasyonlar en aza indirilebilmektedir.

Uyarılar;

  • Halk arasında doğuştan sünnetli yada peygamber sünnetli olarak bilinen hipospadias durumu varlığında kesinlikle sünnet yaptırılmamalıdır.Bu durumun ameliyatla düzeltilmesi gerekir.
  • Ailede kanama hastalığı olan,düşme ya da diş çekimi sonrası uzun süre kanama öyküsü bulunan, iğne yapıldıktan sonra veya bir darbe sonrası büyük şişlik ve çürükleri oluşan,zaman zaman kendiliğinden diş eti yada burun kanaması olan çocukların mutlaka kan testleri yapıldıktan sonra sünnet edilmeleri gerekir.
  • Ailede bulunan kronik(müzmin)hastalıklar,önceden geçirilmiş önemli rahatsızlıklar(hastanede yatmayı gerektiren)ve ameliyatlar da girişimi yapacak olan hekim tarafından bilinmelidir.
  • Sorunları olan hastalarda sünnetten önce gerekli önlemler alınarak tehlikeli durumlar oluşmasının önüne geçilebilmektedir.

Sünnet sonrası bakım

İlk 24 saat düzenli ağrı kesici ve 3 gün süreyle yaraya antibiyotikli merhem kullanılması önerilir.Sünnet işleminin ertesi günü banyo yapılabilir. İşleme bağlı şişlik, hafif pembe lekelenmeler olabilir.Cerrahi iyileşme birkaç gün içinde olmakla beraber,görüntü olarak tam iyileşme 3 haftayı bulur.

Lütfen bu durumlarda doktorunuza haber verin:

  • İşlem sonrası 8 saat içinde idrar yapamama veya damla damla yapma,
  • Penis başının mor veya siyahımsı renk alması
  • Devam eden kanama
  • Ateşlenme veya halsizlik.

Ailelerin bebek daha anne karnındayken erken sünnet kararı vermelerinin daha doğru olduğu,bebek doğduktan sonra anne babaların duygusallaşıp sünnet yaptırmaktan kaçındıkları belirtiliyor.
Sünnet ağrılı bir işlemdir.Bu nedenle yeni doğan döneminde dahi ağrı kesici tedavi uygulanmalıdır.

Prostat

Prostat

‘Prostat Hastalıkları Merkezi’nde hangi tedaviler uygulanıyor?

Prostat, özellikle üreme fonksiyonlarındaki etkisi açısından erkekler için son derece önemli bir organ. Bununla birlikte prostatta meydana gelen sorunların hem erkeğin yaşam kalitesini düşürmesi hem de farklı sağlık sorunlarını beraberinde getirmesi konunun önemini arttırıyor.

Özellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan prostat hastalıkları, enfeksiyonlar ve prostat büyümesi olarak ayrılıyor. Prostatın iyi huylu ve kötü huylu büyümesine bağlı olarak da sorunlar farklılaşıyor. Medistate Kavacık Hastanesi özellikle prostat hastalıkları konusunda gerek kullanılan yöntemler, gerekse multidisipliner tedavi anlayışıyla farklı bir bakış açısı getiriyor. Halihazırda prostata bağlı tüm sorunlar ‘Prostat Hastalıkları Merkezi’ çatısı altında değerlendirilerek tedavi ediliyor.

Prostat hastalıkları neden önemli?
Prostat erkeklerde önemli bir organ ve burada birçok hastalık ortaya çıkabiliyor. Buradan salgılanan bazı enzimler, üreme faaliyetlerinin gerçekleşmesinde ve sperm fonksiyonlarının oluşturulmasında da etkili. Zamanla prostatın büyümesine bağlı olarak birçok hastalık gelişebiliyor. Prostatta iyi ve kötü huylu olmak üzere iki tip büyüme görülüyor ve tedavileri de buna göre farklılaşıyor. Prostatta otaya çıkan bir diğer sorun da enfeksiyonlar. Bunlar da hastanın yaşantısını çok ciddi oranda etkileyen ve mutlaka tedavi edilmesi gereken sorunlar.

Prostatta enfeksiyonlar neden ve nasıl ortaya çıkıyor?
Enfeksiyonlar, ani gelişen akut ve uzun süredir olan kronik enfeksiyonlar olarak ikiye ayrılıyor. İdrar şikayetleri apış arası dediğimiz bölgede ağrıyla kendini gösteriyor. Sıklıkla bakteriyel ve enfeksiyon ajanlarıyla ortaya çıkıyor. Bu enfeksiyonlar tedavi edilmediği zaman kronik ve iltihabi bir duruma neden oluyor ve hastayı sürekli rahatsız ediyor. Bu durum sıklıkla çok cinsel ilişkiye giren erkeklerde ortaya çıkıyor; bu kişiler önemli risk grubunu oluşturuyor. Ayrıca partnerinde bir enfeksiyon olan erkekler de risk grubunda yer alıyor. Fakat bazen bu riskler olması bile sadece bir enfeksiyon ajanı da tek başına idrar yolu enfeksiyonu oluşturduktan sonra ikincil olarak prostat enfeksiyonu gelişmesine zemin hazırlayabiliyor.

Enfeksiyon tedavisinde hangi yöntemler kullanılıyor?
Daha çok genç erişkinlerde görülen bir sorunda tanı koyabilmek için mutlaka idrar ve prostat sıvılarının değerlendirilmesi gerekiyor. Tedavi yaklaşımında daha çok antibiyotikler yer alıyor. Bunun yanında birtakım ısı tedavileri ve hatta prostatın alınmasına kadar giden farklı tedavi yöntemleri var. Ancak bunlar için hastanın doğru tanılanması gerekiyor. Eğer hasta tedavi edilmezse kısa zamanda hastalık kronikleşiyor ve bu noktaya gelen prostat enfeksiyonlarının tedavisi zorlaşıyor. Çünkü enfeksiyonlar ilaçlara karşı dirençli
hale geliyor ve hastanın yaşam konforunu bozabiliyor.

40 yaşından sonra erkeklerin ortak sorunu: Prostat büyümesi

Prostat neden büyüyor?
Prostat bir bez yapısı. Dışında bir kapsül ve içinde de iki ceviz büyüklüğünde organ bulunuyor ve içerisinden idrar kanalı geçiyor. Prostat içlerinden biri, PSA olan enzimler salgılıyor. Bunun sperm fonksiyonlarının gelişmesinde önemli rolü var. Prostat yaşla birlikte büyümeye başlıyor. Normalde 20 gr. olan prostat 40’lı yaşlara gelindiğinde 40-50 gr.’a kadar yükseliyor. Bu büyüme sırasında idrar kanalına baskı yaparak idrarın dışarı rahat çıkmasına engel olabiliyor. Erkeklerin yüzde 50’sinde bu durum ortaya çıkıyor ve bunların da yaklaşık yüzde 40’ında bu sorunlar gözleniyor. Prostat büyümesinin kesin sebebi bilinmemekle birlikte, genetik ve hormonal faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Çünkü yaşla birlikte erkeklik hormonunun azalarak östrojen hormonunun artması ve bu dengesizlik prostatın büyümesi ile sonuçlanabiliyor .

Her erkekte prostat büyümesi hastalık yaratıyor mu?
Her büyüme şikayet oluşturmayabiliyor. Ancak büyümeye bağlı idrar yolunda tıkanma yaşanıyorsa o zaman hastada idrar semptomları oluyor. Sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, idrarda yanma, çatallanma başta olmak üzere, idrarın akımı ile ilgili sorunlar ortaya çıkarabiliyor. En fazla ilerlediği noktada da idrar çok ince akmaya ve en sonunda da idrar yapamamaya kadar giden bir tablo ortaya çıkıyor.

Tedavide amaç ne?
Tedavi ya prostatı küçültmeye ya da yolu rahatlatmaya yönelik oluyor. İlaçlarla prostat yolu gevşetilerek idrarın rahat çıkışı sağlanabiliyor. Bu tedaviden hasta fayda görmezse, minimal invaziv yöntemlerle hastaya zarar vermeden prostat tıraşlanarak yol açılıyor. Kullanılan yöntemlerin başında lazer cihazı kullanılarak yapılan prostat
ameliyatları, plazma kritik yöntemiyle yapılan ameliyatlar geliyor. Eğer prostat 100 gr.’ın üzerine çıkmışsa, açık ameliyatla mesane açılarak prostat tümden çıkarılıyor. Bu ameliyat sonrasında hasta ikinci gün taburcu olabiliyor ve iki günlük dinlenmeden sonra da normal hayatına dönüyor.

Ameliyatların komplikasyonları var mı?
Hastaların da özellikle merak ettikleri konu, ameliyattan cinsel fonksiyonlarının etkilenip etkilenmeyeceği oluyor. Bu ameliyatların kısa ya da uzun dönemde ciddi komplikasyonları yok. Gerek erkeklik fonksiyonu üzerine, gerekse idrar kaçırma üzerine ciddi bir yan etkisi görülmüyor. Ancak ameliyat çok efektif olarak ve doğru sınırlar içinde yapılmazsa bu fonksiyonlar üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor. Bu nedenle deneyimli hekim ve hastane seçimi büyük önem taşıyor.

Hemşirelik Hizmetleri

Medistate’te Hemşire
olmanın Ayrıcalığını
Birlikte Yaşayalım.

Detaylı Bilgi

Hekim Kadrosu

Hastanemizin uzman
akademik kadrosu
üstün hizmet
kalitesiyle sizlerle...
detaylı bilgi
--